Malapascua Adası, Filipinler

Filipinler ve dalış…

İrili ufaklı 7.645 adadan oluşan Filipinler Cumhuriyeti, Pasifik Okyanusu’ nun batısında bulunan bir Güneydoğu Asya devleti. Ülke yaklaşık 100 milyonluk nüfusuyla, Asya kıtasının en kalabalık 8. ülkesi.

002Filipinler uzun yıllarca, hayallerimi süsleyen bir ülke olmuştu. Sonra bir gün, dalış hocamız, sevgili, bi’ tanecik Mehmet Emre‘ miz, Filipinler dalış gezisi organize etti. Hemen uçak biletleri alındı ve tarih beklenmeye başladı.004

Türk Hava Yolları’ nın, Manila’ ya direk uçuşu var. 11 saatlik yolculuğun ardından Manila’ ya vardık. Oradan da Cebu’ ya geçeceğiz. 4 saat bekledikten sonra iç hatlar uçuşu ile Cebu’ ya uçtuk. Ancak yolculuk bitmedi. Son hedef Malapascua Adası. 3,5 saatlik araba yolculuğundan sonra Malapascua adasına varmak için tekneye biniyoruz. 45 dakika sonra adadayız. Yaklaşık 21 saatlik bir yolculuktan sonra nihayet varıyoruz otele, saat sabahın 05:00’ i. Uyumak yok çünkü check dive var. Check dive, dalışlarda bize rehberlik yapacak olan kişiler tarafından yapılıyor. Amacı kimin ne kadar tecrübeli olduğunu görmek ve ona göre dalış noktaları seçmek.

Eşyaları odaya bıraktıktan sonra plaja inip, okyanusa karşı, hamaklarda biraz şekerleme yaptıktan sonra dalış için hazırlanmaya başladık. Dalış malzemelerimizi, odalardan getirip dalış kulübüne teslim ettik. Dalış elbiselerimizi giydik ve dalış brifinginden sonra da tekneye binip dalış noktasına vardık. Dalış brifinginde, nereye dalış yapacağımız, kaç metreye dalacağımız ve ne tür canlıları göreceğimiz hakkında bilgi veriliyor. Bu brifing her dalıştan önce, dalış sırasında bizlere rehberlik yapacak kişi tarafından veriliyor.007

006Tekneye binip de dalış noktası olan House Reef’ e gidene kadar hepimiz çok heyecanlıydık çünkü neredeyse 1 yıldır dalmıyorduk ve dalışı çok özlemiştik. Dalış noktasına vardığımızda hepimiz birer birer suya atladık. Sonunda hayalini kurduğum yerdeydim.

İlk dalış, check dive olmasına rağmen muhteşemdi. Yaklaşık 2 metre boyunda gri, lacivert çizgili bir su yılanı gördük. Bu bölge suni bir noktaydı. Aşağıda 2 tane jip hurdası, lastiklerden yapılmış, minik bir tepe, 4-5 metre boyunda bir köpekbalığı heykeli. Oldukça eğlenceli bir noktaydı. Dalış sırasında bir tane deniz tavşanı gördüm, koyu yeşil renkli ancak baş ve kıç tarafı ateş rengi, kırmızı değil kor ateş rengi. Sanki ateş yanıyor gibiydi. Daha önce sualtında hiç öyle bir renk görmemiştim, inanılmaz bir renkti. Yaklaşık 50 dakika süren dalıştan hepimiz mest olmuş bir şekilde çıktık.

Dalış sonrası tekrar otele dönüp biraz dinlenelim dedik. Bir sonraki dalış, gece dalışı.

Bu arada biraz da Filipinler’ den bahsedeyim.

015İrili ufaklı 7.645 adadan oluşan Filipinler Cumhuriyeti, Pasifik Okyanusu’ nun batısında bulunan bir Güneydoğu Asya devleti. Ülke yaklaşık 100 milyonluk nüfusuyla, Asya kıtasının en kalabalık 8. ülkesi. Çok kökenli ve mozaik kültürlü bir demografik yapıya sahip olan Filipinler’ de, tarih öncesi devirlerde, ülkedeki ilk yerleşimlerin, Avustralya ırklarından olan Negritoların başlattığı düşünülmekte. Ülke topraklarında tarih boyunca, Çinliler ile Malay, Hint ve İslami kökenli hanedanlıkların egemenlik savaşı hüküm sürmüş. 1521′ de Filipinler’ e, Ferdinand Magellan‘ nın gelmesi, ülkedeki İspanyol sömürgeciliğinin başlangıcı olmuş.010

1543 ‘te İspanyol kaşif Ruy López de Villalobos bu takımadalara İspanyol kralı II. Felipe‘ nın onuruna Las Islas Filipinas adını vermiş. Filipinler, 300 yıldan daha fazla bir süre, İspanyol İmparatorluğu’ nun bir parçası olarak kalmış. Bu durum, ülkede Roman Katolikliğin baskın hale gelmesiyle sonuçlanmış. Bu dönemde, Manila, Asya ve Amerika kıtaları arasındaki ticaretin yönetildiği bir stratejik merkez haline gelmiş. 19. yüzyılın son dönemlerinde; Filipin Halk Uyanış Hareketi’ nin hızlı bir şekilde genişlemesi sonucunda ilk Filipin Cumhuriyeti kurulmuş. Ancak Amerika boş durmamış ve bu ülkeye de burnunu sokmuş. Filipinlilerin, bağımsızlık isteğine karşı Amerika Birleşik Devletleri bu ülkeye savaş ilan etmiş ve savaş, ABD’ nin kesin galibiyeti ile sonuçlanmış. Savaşta yaklaşık 1,5 milyon Filipinli hayatını kaybetmiş. Sonrasında, ülke Japon işgaline uğramış. ancak Amerika Birleşik Devletleri, takımadalardaki egemenliği yeniden sağlamış.

031Ülkedeki Amerikan egemenliği 1945′ e kadar sürmüş ve II. Dünya Savaşı’ ndan sonra Filipinler’ in bağımsızlığı dünya devletleri tarafından tanınmış. Bu zamandan beri, ülkede kargaşalı bir demokrasi deneyimi sürecine girilmiş. 20. yüzyılın ikinci yarısında ülkedeki demokratik düzen bozulmuş ve Ferdinand Marcos ülkedeki tüm gücü ele geçirmiş. Bunun üzerine 1986′ daki “İnsanların Gücü Hareketi” olarak bilinen olaylardan sonra Marcos yönetimi devrilmiş. Bugün, kalabalık nüfusu ve ekonomik potansiyeli ile orta güç devletlerinden biri olarak değerlendirilen Filipinler, ilginç kararları ile medyanın gündeminde olan cumhurbaşkanı Rodrigo Duterte tarafından yönetilmekte.MB01

Ülkedeki dağlık adaların çoğu volkanik topraklardan oluşan tropik yağmur ormanları ile örtülü. Ükenin en yüksek dağı, deniz seviyesinden 2.954 metre yüksekte, Mindanao adasında bulunan Apo Dağı. Filipin Denizi’ ndeki Filipin Çukurluğu‘ nda bulunan Galate Derinliği ise ülkenin en alçak noktası.

Pasifik Deprem Kuşağı’ nın batı saçakları üzerinde bulunan ülkede, sıkça sismik ve volkanik faaliyetler görülmekte. Filipin Denizi’ nin doğusunda yer alan Benham Platosu, etkin bir deniz altı tektonik dalma kuşağı. Günde yaklaşık 20 adet hafif şiddetli-hissedilmeyen deprem saptanan ülkede ki bilinen son büyük deprem 1990 yılında olan Luzon depremi.

009Ülkedeki volkanik faaliyetler nedeniyle toprağın mineral seviyesi ve maden çeşitliliği oldukça yüksek. Tahminlere göre Filipinler, dünyada Güney Afrika Cumhuriyeti‘ nden sonra en fazla altın rezervine sahip ikinci ülke. Dünyadaki en büyük bakır rezervleri, olan ülke; nikel, kromit ve çinko açısından da zengin. Buna rağmen, yüksek nüfus yoğunluğu, kötü yönetim ve teknik yetersizlikler sonucunda bu kaynakların büyük çoğunluğu işletilememekte.12345

Filipinler, jeotermal enerji konusunda önemli yatırımlar yapan ülkelerden biri. ABD’den sonra dünyadaki en büyük jeotermal enerji üreticisi olan Filipinler, ükedeki elektrik ihtiyacının %18′ ini jeotermal enerjiden sağlanmakta.

Filipinler’ in sahip olduğu yağmur ormanları ve uzun sahili birçok kuş, bitki, hayvan ve deniz canlısına ev sahipliği yapmakta. Dünyadaki en büyük biyoçeşitliliği barındıran ülkede, yaklaşık 1,1000 omurgalı canlı türü yaşamakta. Filipin topraklarında, başka yerlerde yaşamadığı düşünülen 100′ den fazla memeli, 170′ ten de fazla kuş türü bulunmakta. Filipinler, son on yılda yeni keşfedilen 80 kadar memeli tür ile dünyada en fazla yeni memeli tür keşfedilen ülke. Bu nedenle ülkedeki saptanan endemik çeşitlilik artmakta.

014Gördüğünüz gibi Filipinler, her anlamda çok zengin bir ülke. Ekonomi hariç 🙂

Eveeeet, ülkeye ait bilgilere de bi’ lokmacık değindikten sonra gelelim gezimize. En son, diyordum ki, gece dalışı.

Hava saat 19:00 gibi karardığı için bizim dalış da çok geç saate kalmıyor tabii. Giysilerimizi kuşanıp, doluşuyoruz tekneye ve dalış noktasına varıyoruz. Fenerlerimizi yakıp, tek tek atlıyoruz suya.1245

Dalış noktası, East Garden, dalışımız 68 dakika sürdü. Dalış sırasında, minnak bir aslan balığı, bir sürü su yılanı, kocaman yeşil gözleri olan bir sübye gördüm. Gece sualtı calıları beslenmeye çıktığı için ortalık çok kalabalık oluyor 🙂 O yüzden gece dalışlarında çok fazla canlı görme şansınız var. Hele de sualtı Filipinler gibi çok çeşitli canlılarla doluysa dalış muhteşem geçiyor. Sonlarına doğru üşümeme rağmen muhteşem bir dalış yaptıktan sonra otele geri döndük.

Duşumuzu alıp yemeğimizi yedikten sonra adayı keşfe çıkalım dedik ancak başarılı olamadık. Otelin kapısından çıkar çıkmaz bizi karanlık yollar karşıladı, ortalık çok köhne olduğu için çekinerek yolda ilerlerken, ben, az daha bir köpeğin üzerine basıyordum. Köpek bunu farkedince havlamaya başladı sonra diğer köpekler de ona dahil oldu. Biz de tırsarak otele geri döndük. Sonra da grubumuzun yanına giderek, Filipinler şerefine şampanyamızı patlattık, sahil kenarında keyif yaptık.

Ertesi gün ki dalış sabah 05:00’ te. Saat 04:00’ te kalk, giyin, birifinge katıl, tekneye bin, dalış noktasına git. Bu sefer ki dalış çok heyecanlı olacak çünkü Thresher shark (Sapan köpekbalığı) görmeyi planlıyoruz.

019Tropik ve ılıman denizlerde yaşayan Thresher shark’ lar (yetişkinleri), kuyrukları ile beraber 6 m uzunlukta, yarım tona yakın ağırlıktalar. Yan ve sırtı lacivert, karın kısmı beyaz noktalı olan sapan balığının, kuyruğunun üst lopu çok uzadığından bir çiftçi sapanını andırır. Vücudunun yarısını uzun kuyruğu meydana getirir. Kuyruğuyla suları kırbaçlayarak öldürdüğü veya sersemlettiği kuş ve balıklarla beslenir ve su yüzeylerinde yaşar. Bazan iki üç tanesi bir balık sürüsünü çevirerek beraber avlanırlar. Suları kırbaçlıyarak sürüyü bir araya toplar sonra da ağızlarını açarak içlerine dalarlar. Zekice hareketlerinden dolayı, “tilki balığı” da denen Thresher shark’ lar yaşamları boyunca 2-4 yavru doğurur. Yeni doğan yavrular 1-1,5 metre uzunluktadır. Akdeniz, Atlantik ve Pasifik okyanuslarında bolca rastlanan bu balıklar, ekiden karaciğerinden yağ çıkarmak için avlanırmış.017

Dalış noktasına vardığımızda çok rüzgar vardı. Rehberin dediğine göre de sualtında çok akıntı varmış. O yüzden aşağıda tonoza bağlı olan halata sıkı sıkı tutunarak aşağı ineceğiz. Hepimiz teker teker atlayıp halata tutunduktan  sonra kendimizi çekerek zemine dibe kadar indik. Sonra da Thresher shark’ ların olduğu yere gitmek için palet vurmaya başladık. Ancak akıntı o kadar fazla ki, gitmek çok zor, hepimiz nefes nefese kaldık. Hatta bazı arkadaşlarımız çok yorulup geri çıktı. Zor bela akıntıya karşı gittikten sonra Thresher shark’ ların beslendiği yere varıp soteye yattık. Fakat uzun bir süre beklememize rağmen hiç bir şey görmedik. Havalarımız azalınca da kendimizi akıntıya bırakıp dalışı bitirdik. Thresher shark göremediğimiz için üzgün bir şekilde otele dönüp kahvaltıya geçtik.

013Malapascua’ da kaldığımız dalış otelinin adı Malapascua Exotic Island Dive & Beach Resort. Otelin bulunduğu mevki çok güzel, palmiye ağaçlarının arasında, beyaz kum plajı olan kocaman bir otel. Ancak Avusturyalı işletmecisi çok kaba ve terbiyesiz. Kendisiyle kaldığımız süre boyunca epey tartıştık. Olur da Malapascua’ ya gidecek olursanız, buradan uzak durun.0121

En son kahvaltıdan bahsediyordum. İlk gittiğimiz gün kahvaltı açık büfeydi. Ama öyle açık büfe deyince bizim ki gibi sanmayın. 2 çeşit reçel (macun kıvamında), zeytin, son derece yağlı, zar inceliğinde kesilmiş taze kaşar, papaya, karpuz, muz, krep ve omlet. Açık büfe bunlardan ibaret. Ancak diğer günler açık büfe yok. Onların yerine kahvaltı tabağı çeşitleri var. Ben içerisinde omlet ve reçel olanı seçip, kahve eşliğinde kahvaltımı yaptım. Tabii biz hazırlıklı gittiğimiz için yanımızda bir sürü çeşit peynir ve zeytin vardı. Kahvaltımızı her sabah onlarla zenginleştirdik.

Kahvaltıyı edip biraz dinlendikten sonra yine dalış var sırada. Bu böyle 4 gün boyunca devam etti ve biz 4 günde toplam 11 dalış yaptık. Her sabah 04:00’ te kalk, 3 dalış yap, hepimiz pert olduk tabii. Hatta üçüncü günün sonunda, ben, acaba yanlış bir hobimi seçtim demeye başlamıştım. Ama tabii bu isyanların hepsi, dalıştan sonra yok oluyor. Çünkü dalışlar inanılmaz güzeller. Yorucu ve eziyetli bir hobi ama suyun altı hepsine değer.

005Şimdi size tüm dalışları tekt tek yazmayacağım ama genel olarak biraz bahsedeceğim. İlk gün Thresher shark göremedik ama ikinci gün gördük. Üstelik ikinci gün akıntı da yoktu gayet keyifli geçti dalış. Thresher shark burnumuzun dibinde dönüp dönüp dolandı, neredeyse havamız bitene kadar durup, onu izledik.011

Bir başka dalışta whitetip shark’ a denk geldik. Hatta biraz abartıp onu kıstırdık. Bir süre göz göze bakışıp, üzerime geldikten sonra yönünü değiştirip yoluna devam etti. Bunları böyle yazıyorum ama olay anında adrenalin had safhada tabii. Tabiisi de bu duygular anlatılmaz, yaşanır. Whitetip shark haricinde bir sürü denizatı, minnak, renkli balıklar, rengarenk deniz tavşanları vs. gördük.

Dalış yaptığımız adanın adı Malapascua adası, adadaki otellerin çoğu dalış turizmine hizmet veriyor.

Malapascua Adası’ nın, Cebu dilindeki anlamı “mal pasco” yani “kötü yılbaşı” dır. 1500′ lü yıllarda İspanyollar bu adaya fırtınalı bir yılbaşı gününde ayak bastıkları için adaya da bu ismi vermişler.

Cebu’ nun 129 km kuzeyinde yer alan Malapascua Adası, çok turistik olmamasıyla beraber günümüzde dalış severlerin cenneti haline gelmiş durumda. Gün geçtikçe popülerliği artmakta olan ada hala bakirliğini ve güzelliğini korumaya devam ediyor. Kuzeyden güneye uzunluğu 2 km genişliği ise 0,5 km olan ada, dalış adası olduğundan, denize girmeye elverişli kumsalları yok. Denize girebileceğiniz en güzel kumsal, Bounty Beach. O da bizim otelin kıyısının bulunduğu plaj 🙂021

024Önceleri Malapascua’ da halkın geçim kaynağı balıkçılık ve çiftçilikmiş. Geri kalan besin maddeleri ise Cebu’ dan geliyormuş. Ancak dalış turizmi sayesinde ada popüler olunca, çalışanların sayısı ve konut ihtiyacı artmış. Şu an adanın en büyük gelir kaynağı turizm. Ancak adaya çok fazla yatırım yapılmıyor çünkü teknelerin yanaşabilecekleri büyük bir limanları yok. Genel olarak örümcek tarzında, ahşap, minik tekneler kullanılıyor.

Biz de adayı kendimiz keşfedelim diye bir kaç kez tura çıktık, tabii yürüyerek 🙂 Hava akşam 19:00 gibi karardığı için çok geçe kalmadan sokağa çıkma gerekiyor. Adanın iç kısımlarında neredeyse beton bina yok. Hepsi derme çatma evler. Çoğunlukla ağaçlardan ve saclardan yapılmış. Sokakları çok daracık. 2 insan yanyana yürüyebiliyor ancak. Fakat adada insandan çok motosiklet var. Ha motosiklet ha terlik, onlar için ikisi de aynı. Zaten minnacık adan var, adada benzin yok, ne işin var motorda. Adam gibi bisiklet binsene. Bu çok şaşırdığım bir durum idi adada. Bir de leş gibi egzos kokutuyorlar güzelim adayı.

022Ada fakirlikten yıkılıyor ancak her mahallede basketbol sahası ve potası var. Mahallenin bütün çocukları oyun oynuyor, spor yapıyor. Tüm çocuklar manken gibi vücuda sahip. Kapitalizmin henüz onları ele geçirmemiş olması çok sevindirici.

Adada çok hoşuma giden bir şey vardı. Evler yıkılacak kadar köhne olsa da sokaklarda geri dönüşüm için ayrılmış çöp bidonları var. Plastik, kağıt ve metal ayrı kutularda toplanıyor. Ben onları görünce kendi ülkem adına çok utandım. Darısı bizim başımıza.026

Malapascua’ da bize çok ilginç gelen bir şey daha vardı; evlerin önüne dikilmiş bir çıta ve o çıtaların üzerinde pinekleyen horozlar. Her evin önünde bir tane horoz vardı. Horozların hepsinin ayağında ip var ve o ip ile toprağa, bir çivi vasıtasıyla sabitlenmişler. Bir birleriyle dalaşmayacak kadar mesafeleri var.

Ada yaşayanların bir kısmı, kuma bir çukur kazıyor, sonra muz gibi meyvaları büyük yapraklara sarıp onları bu çukura koyuyor. Üzerlerini yapraklarla kapladıktan sonra üzerlerinde ateş yakıyorlar. Stil, bizim tandır kebabına benziyor ama onlar sebze ve meyve pişiriyorlar.

030Böyle ilginçleri izleye izleye adada bir tur attık. Sonra da bir şeyler yemek için bir mekana oturduk. Bounty Beach üzerinde çok şirin, şık mekanlar var. Biz de plajdaki masalardan birine oturup yemek sipariş ettik. Ancak garson bizi içeri oturmamız konusunda uyardı, yağmur gelme olasılığına karşı. Biz ilk başta sallamadık ama sonra rüzgar artıp da sağnak yağmur başlayınca içeri kaçtık. Yağmur ve deniz kokusu karışık havayı soluyarak yemeklerimizi yedikten sonra otelin yolunu tuttuk.027

Dalış grubu olarak Malapascua Adası’ nda 5 gece kaldık ve çoğunlukla yemeklerimizi otelin restaurantında yedik. Yemekler oldukça başarılıydı. Dışarıda da bir kaç kez yeme girişiminde bulunduk ama ara sokakların oralarda pek bir şey bulamadık. Ara sokaklarda bir kaç tane mekan bulduk, internette popüler olan ancak çok kötü görünüyorlardı. Restaurant değil de daha çok lokanta tazrındalar. Yemekler minik tencerlerde duruyor ve onlar tezgah üzerine dizilmiş. Oradan seçip, sipariş veriyorsunuz. Ama kim bilir ne zamandır orada duruyorlar belli değil. Biz hijyenliklerine güvenemediğimiz için bakıp geçtik sadece.

Malapascua’ daki son gecemizde yine yürüyüşe çıktık. Bu sefer iç kısımları değil de sahil tarafını gezelim dedik. Yürüyüşümüz sırasında önümüze çok hoş bir plaj çıktı ve plajın sonundaki tepede de şık bir mekan gözümüze çarptı. Merak edip yaklaştık kı çok şık bir otel ve restaurant. Buraya gelmişken burada yemeden olmaz dedik ve içeri girdik.

028Mekanın adı Amihan Restaurant. Amihan, Filipinler dilinde Esinti demekmiş. Tropikal iklim olunca insan esintiye hasret oluyor tabii 🙂 O yüzden Filipinler’ de Amihan ismini sık sık gördük.023

Diğer tursitik tesisler gibi burayı da yerli halk işletmiyor tabii ki 🙁 Mekanın manzarası muhteşem. Bir tepenin üzerinde yer alan mekan hem tüm kumsalı tepeden görüyor hem de hafif hafif esiyor. İçerisi de oldukça sade ve şık döşenmiş. Adada ilk kez böyle şık bir mekan bulduğumuz için mutlu olduk tabii. Menüyü alıp yemek siparişlerimizi verdik. Yemek eşliğinde oranın yerel şaraplarını da denemek istediğim için beyaz şarap söyledim. Tabii yemek yine deniz ürünleri ağırlıklı oldu ama makarna ve pizza yiyen arkadaşlarımız da vardı. Genel olarak herşey çok lezzetliydi. Tüm grup akşam yemeğini orada yedikten sonra otelin yolunu tuttuk tekrar. Dalış gezisi için güzel bir kapanış oldu.

Ertesi gün yine erken kalkıp kahvaltımızı ettikten sonra eşyalarımızı toplayıp sahile indik. Sırada var ikinci gezi rotası olan, Palawan adası.

Mehmet Berk arkadaşımızın hazırladığı videoyu buradan izleyebilirsiniz 🙂