BAÇEM, Adatepe, Behramkale, Assos

Antik Çağ’ın Adramytteion’ ı, Edremit…

Edremit, Antik Çağ’daki adı ile Adramytteion, MÖ 1443 yılında Pidasus adı ile Burhaniye İskelesi civarındaki Karataş Mevkiinde kurulmuş bir şehir. Truva-Bergama yolu üzerinde bulunmasından dolayı birçok baskınlara uğramış ve sonrasında harap bir halde iken Lidya Kralı Krezüs’ün eline geçmiş. Kralın kardeşi, bu şehri yeniden yaptırmış ve kendi adı olan Adramys ismini vermiş. 1231 yılında, Türk akıncıları Edremit’e saldırmış ve çetin savaşlardan sonra, Türk Komutanı Yusuf Sinan’a şehrin anahtarı teslim edilmiş. 1336 yılında, Karesi topraklarının Osmanlı’ya geçmesiyle, Edremit de Orhan Gazi tarafından Osmanlı Devleti hudutları içine alınmış.

20180420_193113 Bu sefer ki yazım hem gezi hem bağ bahçe… 20180421_104441

Hobi bahçesi yapma hayalimiz doğrultusunda, bir dönem bağ bahçe işlerine sardırmıştık. O yüzden de durmadan nerede ne var diye araştıyorduk. İşte o dönem, Hepta Grup Laboratuvar Cihazları ve Kimyasal md. san. tic. ltd. şti.’ nin  kurucusu, değerli arkadaşım bana BAÇEM’ den bahsetti. Hatta üşenmeyip bana tanıtım kitapçığını falan getirmiş. Bu kadar muhabbetin üzerine, gidip yerinde görmek lazım dedik ve hemen uçak biletlerimizi aldık.

Cuma akşam iş çıkışı, Pegasus ile Edremit Havaalanına inip arabamızı kiraladık. Ancak uçak rötar yaptığı için varmamız biraz geç oldu. Kalmak için daha önceden ismini sık sık duyduğumuz Zeytinbağı Otel’ i seçtik. Zeytinbağı Otel, Tuncel – Menend Kurtiz çiftine ait. Sevgili Tuncel Kurtiz rahmetli olduktan sonra sanırım oteli Menend hanım işletmeye devam ediyor.

kurtiz Zeytinbağı Otel, Kazdağlarının eteğinde, Edremit körfezi ve Ege adalarına nazır, botanik parkını andıran bahçesi ile şirin bir yer. Otelin mutfağı da en az otel kadar meşhur. Otele varıp odalarımıza yerleştikten sonra bir şeyler yemek için restaurant kısmına geçtik. İçerisi çok ağır yemek koktuğu için cam kenarına geçmek istedik ancak garson bize izin vermedi. İçerisi boş olmasına rağmen bizi servis açtığı (tabak ve çatal bıçak vardı sadece) masaya oturttu. Biz de şaşkın şaşkın kalkıp geçtik oraya. Ardından da siparişimizi verdik. 20180421_1228311

Yemek için yöresel otlarla yapılmış bir kaç meze söyledik. Tam yemeğe başlayacağız içerisi, yoğun, kavrulmuş soğan kokusuyla doldu. Yahu saat olmuş 23:00, neden soğan kavurursun ve neden koku restauranta dolar 🙁 Garson abiye, camları açabilir misiniz diye sorduk, ne dediğimizi anlamadı büyük ihtimal, hemen “ben 24:00’ da burayı kapatırım” dedi. Biz iyice dumur olduk. Yediğimiz yemek de mekan da burnumuzdan geldi. Demek ki, Zeytinbağı Otel popüler olunca, hizmet kalitesi bozulmuş.

Yapacak bir şey yok, biz de yatıp uyuduk. Ertesi gün kahvaltı bahçeye kurulmuştu ki buna çok sevindik çünkü restaurant bu sefer de buram buram yağ kokuyordu. Meğerse kahvaltıda pişi varmış 🙂

Akşam ki muhabbetten sonra kahvaltı beklentimiz çok düşmüştü ancak aşçı bizi utandırdı. Kahvaltı muhteşemdi. Reçeller, yöresel otlar ve peynirler 10 numara 5 yıldız idi.

Keyifli keyifli kahvaltımızı ettikten sonra neşemiz yerine geldi. Kahvaltı sonrasında hemen toparlanıp BAÇEM’ e doğru yola çıktık. bacem2

bacem1 BAÇEM’ in açılımı; Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Çiftçi Eğitim ve Üretim Merkezi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı, 2015 yılının Nisan ayında Burhaniye ilçesi Börezli kırsalında çalışmalarına başladığı, Türkiye’ nin belediyeler bünyesindeki tek Çiftçi Eğitim ve Üretim Merkezi’ ni faaliyete soktu. 114 dönümlük iki ana parsel üzerinde konuşlandırılan merkezde, tüm tıbbi ve aromatik bitkiler, farklı ağaç fide ve fidanları ile organik gübre (solucan gübresi) çeşitleri akademisyenler nezaretinde üretiliyor.

Bu minik bilgiden sonra gelelim gezimize. BAÇEM’ e varıp da arabamızı park ettikten sonra güvenlik görevlisi kardeşe, içeriyi gezip gezemeyeceğimiz sorduk. Bize hoş geldiniz diyerek içeri buyur ettiler. Sonra da bizi orada Ziraat Mühendisliği yapan Uğur beye teslim etti 🙂

Uğur bey, bizi çok sıcak karşıladı ve başladı BAÇEM’ i gezdirmeye. Binanın ön tarafında tıbbi ve aromatik bitkilerin yetiştirildiği bir bahçe var. Burada tıbbi nane, stevia, kekik, lavanta vs gibi bitkiler ekili. Onun biraz ilerisinde tohumların çimlendirilip fide haline getirildiği seralar var. Seraların yanında bir de solucan gübresi yapılan bir alan var. Binanın sağ alt tarafı depo olarak kullanılıyor ve ayrıca içeride yağ arıtma kazanları var. Bu kazanlarda lavanta, nane, papatya vs gibi bitkilerin sağları çıkartılıyor. Binanın içerisinde bir de laboratuvar var. Burada da çeşitli bitkilerin özütlerinden yapılmış kremler, sabunlar vs var. Hepsi tamamen doğal. Binanın sol tarafında kocaman bir bahçe daha var. Orada da binanın önündeki bitkilerin dekoratif olarak sergilendiği bir bahçe var. Peysajı muhteşem. Arka taraflarda da meyve ağaçları. Yakın zamanda bu bahçe içerisinde bir de satış ofisi faaliyete geçecek. bacem5

bacem4 Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren BAÇEM’ in amacı, çiftçilere eğitimler vererek, kazançlarını arttırmalarını sağlayacak ürünler yetişmelerine ön ayak olmak. Sadece çiftçiler değil bir çok kişi şu an BAÇEM’ den eğitim almakta.

Biz, BAÇEM’ i hayranlık duyarak gezdik. Çünkü muhteşem işler yapıyorlar. Ülkemizde böyle yerlerin olduğunu bilmek azıcık da olsa umut veriyor insana geleceğe dair.

BAÇEM’ den yüzlerimiz ışıldayarak ayrıldıktan sonra rotamızı Adatepe’ ye çevirdik. Adatepe’ ye çıkmadan önce yolumuzun üzerindeki Adatepe Zeytinyağı Müzesi’ ne uğradık. Adatepe Zeytinyağı Müzesi, hemen yol kenarında, bahçe içerisinde, iki katlı kocaman bir mekan. Eskiden sabunhaneymiş burası. Sonra atıl duruma düşmüş. 5 arkadaş da bu binayı alıp Adatepe Zeytinyağı Müzesi’ ne dönüştürmüş.

Müzede eski zeytinyağı presleri, zeytin toplama aletleri, taşıma ve saklama kapları, çeşitli folklorik objeler sergileniyor. Aynı zamanda geleneksel usulde zeytinyağı sabun yapım tekniği de açıklamalı olarak sergilenmekte. Müzenin bahçesinde yer alan Müze Dükkanı’ ndan taze zeytin, zeytinyağı, doğal sabun ve özgün olarak tasarlanmış çeşitli mutfak aksesuarları ve kitaplar alınabilir. ada2

Müzenin bahçesinde bir de çok şık bir kafeterya var. Adatepe Mutfak‘ ta çay ve kahve çeşitleri, soğuk ve taze meyve suları ile tümü doğal malzemelerle hazırlanan yerel zeytinyağlı yemekleri tadabilirsiniz.

ada1 Müzeyi de gezdikten sonra Adatepe’ ye tırmanmaya başladık. Adatepe köyü, 1980’ lerde İstanbullu bir grup yazar çizer arkadaş tarafından, Kazdağları gezileri sırasında keşfedilmiş. O zamanlar pek kimsenin yaşamadığı, kendi halinde bir köymüş. Osmanlılar zamanında zengin bir köy olan Adatepe, sakinleri tarafından terk edilince harabe bir yere dönüşmüş. Bu arkadaş grubu buradaki evleri satın alarak restore ettirmişler ve bugün ki Adatepe çıkmış ortaya.

Ben gelmeden önce bu hikayeyi okuyunca, Adatepe’ de 3-5 tane ev görmeyi hayal ediyordum ama gidince gördüm ki koskocaman bir köy varmış orada 🙂  Adatepe gerçekten çok şirin bir köy. Taş evler, evlerin bahçelerinde rengarenk çiçekler, bir birinden şirin kafeler, butik oteller, el sanatları atölyeleri, doğal ürünler satan dükkanlarla, Adatepe cıvıl cıvıl bir yer olmuş. Tabii hal böyle olunca da herkesin merakını uyandırmış. Şimdilerde Adatepe’ ye bir sürü tur otobüsü akın ediyor. O yüzden de tam bir cehenneme dönüşüyor Adatepe. Arabaların kaldırdığı toz toprak boğuyor insanı. Köy meydanı otobüsler yüzünden kilit oluyor ve arabayla oradan çıkmak çok zaman alıyor. O yüzden oraya gitmek için en uygun zaman kışın sanırım 🙂 20180421_161822

Adatepe’ de bir de Taşmektep var ki o da harika bir proje. Adatepe Taşmektep sürekli yeni bilginin üretildiği, üretilenin tüketildiği günümüzde, bilgi edinme geleneği oluşturmaya çalışan bir mekan. Taşmektep hakkında bilgi almak, kimlerin projelere dahil olduğunu görmek için buraya tıklayabilirsiniz.

20180421_162233 Benim için Adatepe’ deki en güzel şey dondurmaydı 🙂 Keçi sütü, sakızlı ve yoğurtlu dondurma. Toz toprak içinde Adatepe’ den ayrıldıktan sonra tekrar yola düştük. Bu sefer hedef Behramkale. Ama önce yemek.

Son bir şey daha. Adatepe’ de bir de Taşmektep var ki o da harika bir proje. Adatepe Taşmektep sürekli yeni bilginin üretildiği, üretilenin tüketildiği günümüzde, bilgi edinme geleneği oluşturmaya çalışan bir mekan. Bilgi için web siteleri: http://www.tasmektep.com 20180422_111204

Adatepe trafiğinden zor bela çıktıktan sonra Zeus Altarı’ na çıkmaya niyetlendik ama yollar karınca sürüsü gibi insan dolduğu ve tur otobüsleri de geçit vermediği için vazgeçip rotayı Behramkale’ ye çevirdik. Ancak çok acıktığımız için önce yemek. Hemen Forsquare açarak nerede yemek yiyebileceğimize baktık.

20180422_113405 Mevsim henüz ilkbahar olduğu için bir çok yer kapalıydı. Biz de Leb-i Derya adında bir mekan bulup oraya doğru yola koyulduk. Gittiğimizde, sahil kenarında, mavi sandalyeleri olan şirin bir mekan bulduk, karşımızda. Leb-i Derya, diğer mekanların aksine 4 mevsim açıkmış. Yazın, önünden denize de girmek mümkün, minik bir iskelesi ve şezlongları var, önünde.

Soğuk meze dolabından mezelere bakıp, masamıza geçtik. Ara sıcaklar ve balığımızı da söyledikten sonra keyif yapmaya başladık. Leb-i Derya, alkollü bir mekan, rakı, biraz, şarap vs. ne ararsanız var. 20180422_113616

Öncesinde kalacak yer bulamadığımız için yemek sırasında otellere de baktık. Behramkale’ de bir otel de ayarladıktan sonra, karnımız tok, keyfimiz yerinde, ayrıldık Leb-i Derya’ dan.

Behramkale’ ye vardığımızda, konum bilgisi paylaşması için oteli aradık. Ancak arayına öğrendik ki, otelde yer yokmuş. Oteli Booking.com üzerinden ayarlamıştık. İnternet bağlantısı yüzünden bir aksaklık olmuş ve dolu olduğu bilgisi Booking.com’ a ulaşmamış. Ancak bizi de mağdur etmemek için bizim için farklı bir yer bulmuşlar. Bizi yoldan alıp, kendi ayarladıkları butik otele götürdüler.

20180422_114133 Gittiğimiz otel, yer ayırttığımız otelden daha güzel olunca kabul ettik hemen. Eşyalarımızı odalara koyduktan sonra bahçeye indik. Bizi bahçede gören otel sahipleri, bi bu oteli kiralayalı 3 gün oldu. Geldiğimizden beri temizlik yapıyoruz. Buranın halkı çalışmayı sevmiyor. Bir tane bile çalışacak adam bulamadık dedi. O yüzden çok yorgunuz, bahçede birazdan rakı içeceğiz, siz de gelin dediler. Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz. Biz de hemen arabadaki biralarımızı alıp, masaya salça olduk. 20180422_114240

Otelin ismi, Assos Mia Hotel. Özlem hanım ve eşi, tatile gittikleri bir gün, biz de mi bir otel işletsek demişler sonra da sahibinden.com’ dan otel bakmaya başlamışlar. Tesadüfen de bu oteli bulmuşlar. Tüm bunlar 15 gün içinde gerçekleşince kendilerini Assos Mia Hotel’ in işletmecileri olarak bulmuşlar.

Biz masaya oturduktan sonra bizim gibi 2 çift daha geldi. Onlar da masaya dahil oldular. Biz, kocaman bir aile gibi sabah saatlerine kadar sohbet edip, gülüp, eğlendik. Ertesi gün de kahvaltıdan sonra, Assos Mia Hotel sakinlerine hoşçakal diyip, Behrakale’ yi keşfe çıktık.

Behramkale, Athena Tapınağı’ na ev sahipliği yapan, şirin taş evlerden oluşmuş şirin bir antik kent. Aşağısında da Assos Antik Liman’ ı  ve amfitiyatroyu barındırıyor.

20180422_114556 Taş sokaklardan aheste aheste yürüyüp, Athena Tapınağı’ nın bulunduğu bölgeye geldik ve biletlerimizi alıp içeriye girdik. İlk önce sol taraftan gezinmeye başladık. Sol tarafta, yarısı toprak altında kalmış olan iki tane su sarnıcı karşıladı bizi, ancak içleri çok karanlık olduğu için hiç bir şey göremeden keşfe devam ettik. Athena Tapınağı’ nın bulunduğu tepe, masmavi ve berrak ege Denizi’ ne bakıyor. Manzara o kadar güzel ki, insanı büyülüyor adeta.

Birazcık da Athena Tapınağı’ ndan bahsedelim. 6×13 dor düzenli (sütun, kaidesiz olarak doğrudan stylobat üzerine oturur) sütün ile çevrili olan Athena Tapınağı, Akropolün en önemli yapısı. MÖ 530 yılına ait tapınak 14×30 m. ölçüsünde. Zamanla tahrip olan tapınağın bazı sütunları tekrar yerine dikilmiş. Athena Tapınağı frizlerinden bir kısmı İstanbul Arkeoloji Müzesi‘ nde sergilenmekte. İkinci bir surla takviye edilen akropoldeki iç surlar, üç kez, Orta Çağ, Osmanlı dönemi ve günümüzde restore edilerek günümüze ulaşmış. 2009 yılında, Athena Tapınağı’ nın, bir maketi Melike Doğan tarafından yapılmış ve şu an orada sergilenmekte. 20180422_125857

Assos Nekropolü, Helenistik ve Roma dönemlerinden kalma. Tepenin yamacında yer alan mezarlar da, Helenistik çağdan, Arkaik çağa kadar bir çok dönemi  temsil ediyor. Akropolün güney eteklerindeki teraslar üzerinde Agora inşa edilmiş. Agoranın doğusunda meclis binası (bouleuterion), kuzey ve güneyde stoalar (revaklar) bulunuyor.

20180422_134512 Agora ile Batı kapısı arasındaki gymnasium, Helenistik dönemde yapılmış. Batı kapısından aşağı inen taş yol ile hamamlara ve tiyatroya ulaşılıyormuş. MÖ 3. yüzyılda, doğal bir kayanın oyulmasıyla inşa edilen amfitiyatroise  hemen antik limanın üst kısmında yer alıyor.

Athena Tapınağı’ nın eteklerinde oturup bir süre, masmavi denizi setrettikten sonra antik limana indik. Antik limanın olduğu yer de taş evler, rengarenk çiçeklerle bezeli. Limandaki mendireğin kıyısına sıralanmış, bir birinden güzel mekanlar da ayrı bir hava katmış limana. Limanın sonuna kadar yürüdükten sonra şık bir restaurant’ ın masalarına oturup, soğuk biramızı içtik. Orada oturup etrafı izlerken, aklımdan geçenler; yüzyıllarca oralardan geçip giden insanlar oldu. Yüzyıllar boyunca kim bilir kimler geçti oralardan. Nelere tanık oldu acaba bu tapınak. 20180422_125757

Epey bir süre oturup, keyif yaptıktan sonra edremit taraflarına doğru yola koyulmanın vakti geldi. Uçağımız akşam saatinde ancak trafik vs olur da gecikiriz diye vakitle çıkıyoruz yola. Ancak trafik falan olmadığı için makul bir saate merkeze geliyoruz. Uçağa da vakit var. Rotayı hemen Akçay’ a çeviriyoruz. Sahil boyunca gezdikten sonra oturmak için mekan bakındık. Sosyal medya sağolsun bize İstasyon Restaurantı salık verdi 🙂

20180422_130205 Turgut Reis Caddesinde yer alan İstasyon Restaurant‘ a girer girmez keyfimiz yerine geldi. Bu şık mekan biz gittiğimizde oldukça sakindi. Denizin kıyısında, güzel bir masa seçip, siparişlerimizi verdik. Biraz sonra birbirinden lezzetli mezelerimiz ve yemeklerimiz geldi. Akçay’ ın, masmavi denizine nazır yemeğimizi yedikten sonra hiç de kalkıp, İstanbul’ a dönesimiz gelmedi. Ama ne yazık ki yapacak bir şey yok.

Havaalanına dönüp, kiralık arabamızı teslim ettikten sonra İstanbul’ un yolunu tuttuk. Tabii ki de yine rötarlı olarak 🙁