Bilbao, İspanya

Kent tasarımı büyüleyici bir başkent, Bilbao.

Santiago Katedrali 14. yy’ da inşa edilen bir bölge kilisesiymiş. O yıllarda kilise değil de tapınak olarak anılıyormuş. Bilbao Roma Katolik Piskoposluk’ u kurulunca da, 1950 yılında katedral olarak ilan edilmiş. Fakat tahmin edilen; bu kilisenin 1300′ lerden itibaren var olduğu. O zamanlar Bilbao küçük bir balıkçı kasabasıymış.

2_zpsd84031abBilboa, İspanya’ nın kuzey kıyılarında Atlantik Okyanusu’ nun Biskay Körfezi sahilinde Bask Bölgesi’ nin kuzeydoğusunda konumlanmış. Tarzı ve enerjisi ile göz kamaştıran Bilbao eşsiz bir kültürel kimliğin de temsilcisi olma özelliğini taşıyor, çünkü Avrupa’ nın en eski ve en gizemli dili burada konuşuluyor.1_zpsffbbab7c

İspanya’ nın kuzeyindeki Bask Özerk Yönetimini oluşturan üç idari bölümden Bizkaia’ nın (Viskaya) yönetim merkezi Bilbao, Nervión Irmağı’ nın ağzında yer alıyor. Nehir kenti eski ve yeni olmak üzere iki bölüme ayırıyor. Bu nehrin kıyısında Sanayi Devrimi sırasında bölgeye refah getiren sayısız fabrika ve işyeri de bulunuyor.

Bilboa aynı zamanda, bu nehrin gelgit ile
çok derin ve bir fiyord gibi çok kara içerisine girmiş olan “Ria de Bilboa” körfezi üzerinde bir liman şehri.

Ria de Bilboa körfezinin girişindeki otelimize yerleştikten sonra elimize haritayı alıp şehri keşfe çıktık. Şansımıza hava kapalıydı. Niyetimiz eski şehre gidip etrafı dolaşmaktı. Fakat kaldığımız otel oraya epey uzak olduğu için epey bir yürüdük, sonra da bir otobüze atlayıp Plaza Circular’ da indik. Meydan’ da bizi Şehirin kurucusu Diego López anıtı karşılası.  Oradan da Bilbao Concordia Tren Garı’ na yürüdük.

4_zpsf1ed4731Oldukça eski bir yapı olan tren garının içinde çok şık kafeler var ve mis gibi kahve kokuları sarıyor etrafı.

Gardan yürümeye devam edip, Punta del Arenal köprüsünden karşıya geçiyor ve 1890 senesinde inşaa edilmiş, neo-barok bir mimari harikası olan Teatro Arriaga’ ya ulaşıyoruz. Teatro Arriaga’ nın karşısında ise 15. yy’ dan kalma barok kilise San Anton yer alıyor.3_zps253dabe2

Tiyatro binasına dışarıdan bir göz attıktan sonra , Casco Viejo’ ya yani Eski Kent’ e dalıyoruz 🙂

Şehrin kalbi burada atıyor. Sokaklar cıvıl cıvıl. İnci gibi dizilmiş binaların arasında daracık sokaklar var.

Minicik mağazalar, hediyelik eşya dükkanları ve sabun mağazaları 🙂 Buranın bitkisel sabunları çok meşhurmuş. Bir kaç tane dükkana girip mis kokulu sabunları kurcaladık. Sonra da hapşura hapşura çıktım dışarı. Sanırım sabun tozuna alerjim var 🙂

Eski kent, meydanlardan ve nehre doğru uzanan sokaklardan ibaret. Nehire doğru inen 7 adet sokaktan oluştuğu için buraya ”siete calles / yedi cadde” diyorlar . Otel, restoran ve gece kulüplerinin çoğunluğu burada ve buranın hemen güneyindeki Las Siete Calles’ de bulunuyor.

6_zpsa2c27a41Gece kulübü deyince aklınıza öyle kocaman yerler gelmesin. Onlar da sokaklar gibi dar ve minik mekanlar.

Ara sokakları dolaştıktan sonra, Bilbao’ daki en eski bina olan ve bugün İspanya’ nın en değerli eserleri arasında gösterilen Santiago Katedrali’ ni ziyaret ediyoruz.15_zpsa624abd7

Santiago Katedrali 14. yy’ da inşa edilen bir bölge kilisesiymiş. O yıllarda kilise değil de tapınak olarak anılıyormuş. Bilbao Roma Katolik Piskoposluk’ u kurulunca da, 1950 yılında katedral olarak ilan edilmiş. Fakat tahmin edilen; bu kilisenin 1300′ lerden itibaren var olduğu. O zamanlar Bilbao küçük bir balıkçı kasabasıymış.

Tapınak, Saint James onuruna kutsanmış.  Saint James yolunun Kuzey tarafını takip eden hacılar için ise transit noktasıymış.

Gotik tarzda inşa edilmiş olan kilisenin payandalarına, yerel tüccarlar tarafından taş oymalar eklenmiş.

Ardından bir şeyler yemek ve dinlenmek için, 18. ve 19. yy neo-klasik tarzda inşaa edilmiş  mükemmel simetri örneği evlerle çevrili olan, Plaza Nueva varıyoruz.

Plaza Nueva’ a vardığımızda çok acıktığımız için meydanda bulunan restaurantlardan birine oturup yemek yemeğe karar veriyoruz. Yemek; pizza + bira 🙂 Biz, pizzalarımızı yerken hafif bir yağmur başlıyor. Neyse ki oturduğumuz yerde tenteler var da, ıslanmaktan kurtuluyoruz. Pizzalarımızı yiyip dinlendik ve yağmur da dindikten sonra tekrar yürümeye başlıyoruz.

Ara sokakta yürürken karşımıza, 1622 yılında yapımına başlanmış olan ve barok tarzında inşaa edilen Santos Juanes Kilisesi çıkıyor. Cizvit Kilisesi olan yapı aynı zamanda Basque Museum imiş. Fakat biz sadece dışardan bir göz attık.

16_zps7c39863dSantos Juanes Kilisesi’ nden sonra nehir kıyısından yolumuza devam ediyoruz.

Bizimle birlikte bulutlar da yola çıkıyor. Yağmur geliyor yine yavaş yavaş 🙁

Nehir kıyısında bizi ilk Belle Epoque tarzı Belediye Binası karşılıyor. Belle Epoque (Güzel Dönem) Fransa’da 1880-1914 yılları arasındaki döneme verilen bir isim.8_zpscf75a9c1

La Belle Epoque tarzı yaşam ve tüketim Türkiye’ de Grand Rue de Pera‘ da somutlaşmış. Bu süre içinde sokakların taşla döşenmesi, gazla aydınlatılması, kanalizasyonların yapılması, daha sonra elektriğin getirilmesi, Tünel’ in inşası, atlı tramvaylar, elektrikli tramvaylar vb ile çok sayıda altyapı hizmeti gerçekleştirilmiş. Bütün bu hizmetler özellikle Tünel – Taksim ekseni aksında yoğunlaşmış. Ona paralel Şişhane – Tepebaşı – Tarlabaşı – Taksim ekseni ise Cadde-i Kebir’ in gelişmesinin yanında ikincil kalmış. Kısacası, servet, zenginlik, ihtişam bu caddede toplanmış. Belle Epoque tarzından da bahsettikten sonra yola devam 🙂

Serin havada, nehir kıyısında yolumuza  devam ederken mimar Santiago Calatrava’ nın ödüllü köprüsü Zubizuri karşımıza çıkıyor.

Oldukça fantastik bir mimariye sahip Zubizuri Köprüsü’ nden geçmeyi ihmal etimiyoruz o yüzden 🙂 Bilbao gerçekten de çok farklı bir şehir. Binaların tasarımı çok hoş.

Hava o kadar serin ki, inceden inceden üşümeye başlıyorum. Sen tut yaz tatiline git, yağmur yağsın. Olacak iş değil 🙁 Üstelik yanımızda da kalın bir şeyler yok ki giyinip de ısınalım 🙁

19_zpscc5cadbbKöprüden karşıya geçince yolda heykeller görmeye başlıyoruz, anlıyoruz ki Guggenheim Müzesi’ ne yaklaşıyoruz.21_zps34f8af7a

Dünyadaki 5 Guggenheim Müzesinden birisi olan Bilbao Guggenheim Müzesi, kentin en ünlü müzesi.

Binanın dış yüzeyinde kullanılan 3 mm. kalınlığında, toplam 60 ton titanyum pırıl pırıl parlıyor . Adeta bir uzay gemisine benziyor.

Yapının mimarı Frank O. Ghery  20. yüzyılın avant-gard  mimari tazını yansıtan müzede Kandinsky, Dali, Miro, Klee, Matisse gibi ünlü ressamların eserleri sergileniyor. Müzede 3 katta toplam 19 sergi salonu bulunuyor. Bu salonların her biri farklı sitillerde. New York, Venedik ve Berlin Guggenheim müzelerindeki gezici sergiler de Bilbao’ ya geliyor. Yapının girişinde Jeff Koons’ un eseri 20 metre yükseklikte, çiçek ve yapraklarla süslü bir köpek heykeli bulunuyor.

Puppy,  Terrier cinsi , 12 m yüksekliğindeki bu çiçek köpek değişik mevsimlerde değişik çiçekler açıyor. Guggenheim Müzesinin ana girişinin önünde duruyor ve duygusallığı simgeliyor .

3 ayrı eksende birbirine sarılmış, 15 mt yüksekliğinde, ayna yüzeyli 73 adet küre topları, dünyamızın fani doğasını , gelip geçen zamanı hatırlatıyormuş .10_zps2468c148

9_zps4087d7aeLouise Bourgeois’ in Maman isimli dev örümcek heykeli ise anneliğe çağrışım yaptırıyor. Anneliğe çağrışım yaptırmasının sebebi, devasa bacaklara sahip örümceğin altında bulunan yumurtalar. Metal kafesi andıran, alt kısımdaki yerde bir sürü örümcek yumurtası mevcut. Başınızı kaldırıp, yeni bir yaşamı ve doğumu simgeleyen bu yumurtaları görebilirsiniz.

Burada bir ekleme yapacağım. Dan Brown’ un, Başlangıç isimli kitabında,  Guggenheim Müzesi hakkında çok fazla detay bilgi okuyabilirsiniz. Mimar Frank O. Ghery’ nin, zekice yerleştirdiği imgelerini,  binanın ve katların özelliklerini, dış cephede yer alan sürprizleri. Ben kitabı okuduktan sonra daha bir hayran kaldım, Guggenheim Müzesi’ ne.

Hatta, kitaptaki detayları not edip, tekrar gidip, farklı bir bakış açısıyla tekrar görmek istedim, Guggenheim Müzesi’ ni. Gidecek olanlar önerim; önce Dan Brown’ un, Başlangıç isimli kitabını okumaları sonra da Guggenheim Müzesi’ ni gezmeleri.

Gugenheim Müzesi’ nin hemen yanından kalkan tekneler Eski Kent merkezine kadar gidip geri dönüyor. Müzeyi gezdikten sonra bu teknelere binip geri dönebilirsiniz. Ya da yola devam edip Dona Casilda Iturrizar Park’ ına gidebilirsiniz.

Müzenin hemen karşısındaki kıyıda da Deusto Üniversitesi var. Üniversite için oldukça güzel bir konum 🙂 Şanslı öğrenciler. Manzaraları muhteşem.12_zps7887e441

Hukuk Fakültesi öğrencilerine de minik bir not: İspanya – Bilbao’ da yer alan Deusto Üniversitesi tarafından her yıl Ağustos ayı sonunda 10 günlük “General Problems of Transnational Law and its Implications for the Companies in International Trade” adlı yaz okulu programı düzenleniyormuş. Belki başvurmak isteyen olabilir 🙂

11_zps86021374Guggenheim Müzesi’ ni de gezdikten sonra kültür gezisi kısmını bitirmiş olduk.

Sıra geldi lay lay lom kısmına 🙂

Guggenheim Müzesi’ nin hemen karşısında nefis bir dükkan, gözüme çarptı 🙂 Yaklaşınca ne göreyim; bir dondurmacıııı 🙂 Tadına bakmadan olmaz.

Hemen dükkana girip dondurmalarımızı alıyoruz ve soğuğa rağmen keyfini çıkarıyoruz. Bu adamlar dondurmadan anlıyorlar 😉 Tavsiyem, dondurma yemeden dönmeyin. Soğuk, yağmur vız gelir. Hatta çivi çiviyi söker.

Dondurmamızı da aldıktan sonra Bilbao’ nun en eski parkı olan Dona Casilda Iturrizar Park’ ının yolunu tuttuk.

Parkta dolanıp, temiz hava soluyup dinlendikten sonra ünlü mağazaların olduğu Gran Via Don Diego caddesine çıktık.32_zps00bdb822

Aheste aheste dolandık caddelerde, ışıl ışıl süslenmiş mağazalara baktık. Bu caddedeki mağazalar oldukça ünlü ve pahalı mağazalar, Hermes, Gucci vs gibi.

Bilbao sokaklarında akşamı ettikten sonra karnımızı doyurduk ve otele gidebilmek için tren istasyonuna geri döndük. Günün yorgunluğu ve yemek sonrası uyku bastırması sonucu garda uyuya kalacaktım neredeyse. Neyse ki ben uyumadan tren geldi ve bindik.

29_zps2f0c80e420 dakikalık bir tren yolculuğundan sonra trenden indik fakat gardan çıkamadık. Trene binerken kullandığımız biletleri çıkarken de turnikeye okutmamız gerekiyormuş. Biz lazım olmaz diye biletleri turnikeden almamıştık. Herkes gitti bir tek biz kaldık istasyonda. Ne yapsak ne etsek derken turnikelerin üzerinden atlamaya karar verdik. Neyse ki bir yerimizi kırmadan sağ salim çıktık.

Etresi gün Segovia’ ya ya doğru yola çıktık. Segovia gezisi için buraya tıklayabilirsiniz.