Katmandu, Nepal

Katmandu, budist ve hindu tapınaklarıyla öne çıkan bir şehir. Sadu’ ların (hippi), doğuda yeni bir hayat yolculuğuna çıktığı yıllarda, Hindistan’ da ki Goa’ yla beraber en popüler noktalardan biri olmuş zamanla. O zamanlar şehirde konaklayacak doğru düzgün bir otel bile yokken hippiler sayesinde popüler olunca gelişmeye başlamış. Ben minnak bir çocukken hep duyardım hippi kelimesini. O zamanlar hayranlık duyardı insanlar hippilere. Hippiler haricinde Himalaya’ lar ve Everest dağcılık turizmi de Katmandu’ nun gelişmesinde büyük rol oynamış. O yüzden turizmin ülke ekonomisine katkısı büyük. Şimdilerde hippilerden pek eser kalmasa da şehir mistik havasını korumaya devam ediyor.

20170906_121254Ani bir kararla Katmandu’ ya gitmeye karar veriyoruz ve hemen THY‘ nin IST – KTM direk uçuşuna biletlerimizi alıyoruz 🙂

İstanbul – Katmandu arası 7 saat sürüyor. Katmandu havaalanına vardığımızda önce vize başvurusu yapıyoruz. Nepal, vizeyi havaalanında veriyor; 1 fotoğraf ve 25 usd ile başvurunca. Vizelerimizi de aldıktan sonra Nepal’ e giriş yapıyoruz.20170906_120701

Kalacağımız otel, Hyatt Regency Kathmandu. Otele vardığımızda sabah 7 gibiydi. Güzel bir kahvaltının ardından odalarımıza çıkıp üzerimizi değiştirdik ve şehri keşfetmek için dışarı çıktık.

Gezimize, otelin yan komşusu The Taragaon Museum’ dan başlıyoruz. 1974 yılında, ülkeye gelen yabancılar için hostel olarak inşa edilmiş. Şu an ise Hyatt Regency Otel’ in bahçesinde bulunuyor. İçerisinde resim, fotoğraf vs. galerileri var. Bir de aktif olarak hizmet veren şirin bir kafes var. Müzenin içerisindekilerden çok mimarisi ilgi çekici. Yığma tuğla taşından yapılan binaların bir kısmı daire bir kısmı kare şeklinde. Dışardan çok hoş görünüyorlar. Merak edenler için; http://taragaonmuseum.com/

The Taragaon Museum’ dan sonra Boudha Stupa’ ya doğru yürüyoruz. 25 Nisan 2015’ te meydana gelen depremden sonra Nepal hala toparlanamamış. Yollar o kadar kötü ki, tozdan dolayı sürekli sis varmış gibi görünüyor. O yüzden yerel halk dışarı çıktığında toz maskesi kullanıyor. Hemen hemen her yerde satılan toz maskelerine erişim kolay ve bence mutlaka kullanılmalı. Katmandu’ da yollar çok kötü, her yer çukurlarla dolu, arabalar da çok eski ve hepsi minicik. Hal böyle olunca da trafik ve yolculuk kabus gibi oluyor. Bir de ekstradan yolda aheste aheste dolaşan inekler var. Katmandu sokak köpekleri değil de inekler hakim cadde ve sokaklara, çünkü kutsallar 🙂20170906_121713

20170906_115755Toz toprak yollardan yürüye yürüye varıyoruz, Boudha Stupa’ ya. Boudha Stupa’ nın girişi 400 Rupi. Biletimiz alıp içeri girince ilk dikkatimi çeken budist keşişler  (onlara “monk” demeyi çok seviyorum) ve rengarenk sari (saree) giymiş olan kadınlar oldu. Kocaman beyaz tapınağın etrafında rengarenk cıvıl cıvıl insanlar.

Boudha Stupa, Nepal’deki en büyük stupaymış. Stupalar budist tapınaklarında bulunan kubbeye benzer, budist semboller ve yazıtlar içeren, altında meditasyon yapılan yapılar. Burada yapılan ilk stupanın 600’ lü yıllarda yapıldığına dair bilgiler var. Fakat Moğol işgali sırasında buradaki yapılar yıkılmış, 14. yüzyılda mevcut yapı inşa edilmiş. 1959’ deki Çin işgali yüzünden Tibet’ ten kaçmak  zorunda kalan binlerce budistin de buraya yerleşmiş ve o sayede kutsal önemi çok daha artmış. Unesco Dünya Mirası Listesi’ nde yer alan stupanın çevresinde 29 tane irili ufaklı manastır bulunuyor. Buralarda gün boyu ibadet ve eğitim devam etmektedir. Bu manastırların bulunduğu yerleri gösteren bir harita da bir binanın cephesine tutturulmuş. Harita dediğime bakmayın, kocaman metal bir levha ama zamanla üzerindeki yazılar silinmiş, pek bir şey okunmuyor.20170906_121442

Boudha Stupa’ nın üzerinde kocaman beyaz bir kubbe onun üzerinde de bir kule var. Fakat kubbenin altında ne olduğu bilinmiyor. Stupa’ nın şekli ve üzerindeki heykel veya mimarilerin bir çok anlamı var. Örneğin stupaya yukarıdan bakıldığında, dev bir mandalaya ya da Budist kozmosun diyagramına benziyor. Bunlar tüm Tibet mandalalarında olduğu gibi, Dhyani Budaları’ nın dördü, merkezdeki (stupanın beyaz yarı küresinde) ve beşinci Vairocana ile ana noktaları oluşturuyor. Beş Buda da, stupanın mimarisinde yer alan beş unsuru (toprak, su, ateş, hava ve eter) temsil ediyor. Boudhanath Stupa’ nın dokuz katı, efsanevi Mt. Kozmosun merkezi olan Meru’ yu ve tabandan tepeye doğru sıralı olan 13 halka ise aydınlanmanın veya “Bodhi” yolunu sembolize ediyor. Bunlar sadece bir kaçı. Mimaride bunun gibi bir çok semboller ve anlamlar var 🙂 (bence tüm bunlar çok karışık).

20170906_121852Tibetli budistler için kutsal olan bu yere hacı olmak için geliyorlar genellikle. Hacı olmak için de yılda 108 kez kubbenin etrafını dolanıyorlar (saat yönünde). Tapınakların içinde silindir şeklinde metal (çoğunlukla bakır) makaralar var. Bazıları büyük bazıları küçük. İnsanlar onları elleriyle çeviriyorlar ve etraflarında dönüyorlar.

Boudha Stupa’ nın etrafını dolaştıktan sonra etraftaki manastırları gezdik. Bir çoğunda eğitim ve ibadet devam ettiği için biraz onları seyrettik. Onları izlemek insanı dinlendiriyor. Çok dingin ve sakinler. İçeride değişik tütsüler yanıyor, her yer rengarenk, ve dinlendirici bir müzik hakim.20170906_121542

Bir kaç manastırı gezdikten sonra mağazalar bakınmaya başladık. Benim aklımda bir tane singing ball almak vardı. Singing ball, genellikle medatasyon veya şifalanmak amacıyla kullanılıyor. Metal bir tas düşünün, onun etrafına bir ahşap ile yuvarlak daireler çiziyorsunuz ve inanılmaz bir titreşim başlatıyorsunuz. Bu titreşim ve ses insanların dengesini düzenliyor, çakralarını açıyor vs. Bu kısım da çok karışık 🙂 Ama çok fantastik bir şey. Biz bir sürü mağaza gezdik ama karar veremediğimiz için bir türlü alamadık. Sonra da alamadan döndük zaten. Singing ball da içimde ukde kaldı. Sırf Singing ball almak için tekrar Katmandu’ ya gidilir 🙂

Tapınak gezimizi bitirdikten sonra bir taksiye binip Thamel’ e gitmeye karar verdik. Katmandu’ da taksilerin çoğu Suzuki Alto. Oldukça minikler ve çok çok eskiler. Konserve kutusu misali doluştuk içine ve Thamel’ e doğru yola çıktık.

20170906_144132Thamel, şehrin turistik merkezi. Alışveriş, konaklama, ulaşım, yeme içme gibi eylemlerin yapılacağı yer burası ama biz öyle yapmadık. Çünkü oteller ve yemekler bize hijyenik gelmedi.

Thamel, daracık sokaklardan ve yüzlerce minik dükkandan oluşan bir semt. Yalnız sokaklarda asfalt olmadığı için inanılmaz tozlu ve yerlerde yüzlerce çukur var. Etrafınız yerine daha çok bastığınız yere basmak zorundasınız. Dünyanın en yüksek sıradağ dizisi olan Himalaya‘ lar yüzünden bölgeye çok fazla turist geliyor. O yüzden Thamel’ de çok sayıda kamp ve dağcılık malzemesi satan yerler var. Tabii ne kadar orjinaller bilinmez. Çoğu çakma büyük ihtimal. Bu arada Katmandu’ da bir şey satın alacaksanız mutlaka pazarlık yapmalısınız 😉

Thamel’ in ara sokaklarını geze geze Durbar Meydanı’ na yürüyoruz. Tabii o sıralarda ara sokaklarda kaybolduğumuz için bir sürü tapınak görüyoruz. Büyük olanları görünce Durbar Meydanı’ na vardığımızı düşünüyoruz ama öyle olmuyor J. Ara sokaklarda Google maps de çok faydalı olmuyor. Neyse ki kaybolmadan Durbar Meydanı yakınlarına varıyoruz ancak meydana ulaşmak pek kolay değil çünkü bir sürü kalabalık var. Meğerse biz Kumari’ nin evinin yakınlarına varmışız.20170906_143630

Kumari Bahal, Durbar Meydanı’ nda bulunan önemli ve turistik yapılardan (saray) biri. Kumari’nin evinde (Kumari Bahal) , Durbar Meydanı’nın ve belki de Katmandu’nun en turistik, gizemli ve biraz da hüzünlü geleneği gözlemleme şansınız var. Sayısız tanrı ve tanrıçaya sahip Nepal’de, Kumari Devi,  yaşayan çocuk tanrıça ve o tanrıça bu evde kalıyor. Benzer şekilde yaşayan tanrıçalar ülkenin başka yerlerinde olsa da Katmandu’nun tanrıçası bunların en önemlisi, İngiltere’de kraliçe neyse burada da Kumari Devi o kadar önemli.

20170906_160227Kumari Devi, 4 yaşından ergenliğe kadar olan yaş aralığında, bir çok  fiziksel özellik ön koşullarını karşılayan kız çocukları arasından seçiliyor. Adaylar, karanlık bir odaya kapatılıyor ve korkutucu seslerle eşliğinde dans eden maskeli adamlar, bufalo kafaları eşliğinde bir korku testine tabi tutuluyor. Bu testi geçen kız çocuğu, kötülük karşısında iyiliğin tanrıçası, Durga’ nın reenkarnasyonu kabul ediliyor ve yeni Kumari seçiliyor. Kumari seçildikten sonra tanrıça bu evde yaşamaya başlıyor ve sadece yılda bir kaç kez evden dışarı çıkıyor. Nepal’in en önemli festivali olan Indra Jatra Festivali’ nde ise bir tahtla tüm şehirde gezdiriliyor. Bu da dışarıda geçirdiği en uzun zaman. Kumari ilk adetini gördüğünde ise normal bir ölümlüye dönüşüyor ve tanrıça arayış süreci tekrar başlıyor. Kumarilere iyi miktarda bir emeklilik parası ödendiği söyleniyor ama aynı normal hayata adapte olmakta da zorluk çekiyorlarmış. E tabiii tanrıçayken sıradan bir kız çocuğuna dönüşüyorsun, zor olsa gerek.20170906_172653

Biz, şansımıza bu festivale denk geldik. Alana vardığımızda çok kalabalık bir grupla karşılaştık. Kalabalığın bir kısmı merdivenlere oturmuş, bir kısmı ayakta, Kumari’ nin dışarı çıkmasını bekliyordu. Biz de aralarına karışık beklemeye başladık. Yaklaşık yarım saatlik bekleyişin ardından Kumari bir tahtla meydana getirildi. Kumari dedikleri 5 yaşlarında bir kız çocuğu, yüzünde hiç bir ifade yok ama yüzünde çok fazla boya var. Hatta bir ara ona da ot içirdiklerini düşünmedim değil. Sonra Kumari’ yi tahtıyla birlikte üzerimize sürdüklerinde ezilme tehlikesi atlattık 🙂 Az biraz olayı seyrettikten sonra otele doğru yola çıktık.

20170906_174852Durbar Meydanı yakınlarından yerden taksiye bindik. Gideceğimiz mesafe 6,5 km. Biz o mesafeyi taksiyle 1 saat 10 dakikada kat ettik. İnanılmaz bir trafik vardı.

Otele varıp da aynada kendimi görünce korktum, tozdan dolayı üzerimdeki tshirt koyu sarı olmuştu. Hemen duşa aldıktan sonra yemek yemek üzere otelin restaurantına indik. Kaldığımız otel Hyatt Regency oteldi. Oldukça büyük bir otel ve yemyeşil bir parkın içinde, tozlardan uzak 🙂

Katmandu’ da birçok mutfağa ait tatlar bulmanız mümkün. Ama lezzet için garanti yok 😉 Biz otelin dışında yemek yemeye cesaret edemedik. Bir ara Thamel’ de gördüğümüz Yak Restaurant’ a oturalım dedik ama baktık içerisi boş, vaz geçtik. Yak, Tibet sığırı demekmiş.20170906_163857

Nepal’ de inek kutsal olduğu için onlar da buffalo yiyorlar. Hatta buffaloyu hiç ziyan etmiyorlar, etinden, sütünden, kürkünden faydalanıyorlar. Nepal’ de momo diye bir yiyecek bir şey var çok meşhur. Hamur işi, bizim hıngala benziyor. Onu her yerde bulmanız mümkün. Biz çok risk almayıp hamburger ve bira istedik. Hamburger bir geldi, içerisindeki köfte neredeyse yarım kilo ve kasap köfte gibi. İnanılmaz güzeldi. Tabii kocaman olduğu için ben sade içini yiyebildim 🙂

20170906_164103Yemekten sonra da çıkıp biraz etrafı dolanalım dedik ama akşam saatlerinde sokaklarda kimse olmadığı ve her yerde kapalı olduğu için pek dolanamadık. Otele dönüşte tekel bayii gibi yerden yerel bira ve sigara alalım dedik. Sigaraları sordum, tek bir marka var, Suraya. Bir tane istedim, adam bana tek bir sigara verdi. Paket istedim, yok dedi. Nasıl yani derken, öğrendik ki sigara içen pek kimse yok zaten pahalı. Onun yerine şekerler var. Prezervatif poşetleri gibi poşetlerin içinde bir şeker var. Herkes ondan kullanıyor. Ben yerlerde o poşetleri görünce, ne kadar çok sevişiyorlar, her yer prezervatif poşeti dolu (etrafta fazla çocuk da olmadığı için mantıklı gelmişti) demiştim meğerse şekermiş onlar. Sonra baktık sarma sigaralar da var. Abiler karışık baharatlardan sigara sarıp satıyor. Bir tane tek ondan aldık ve şansıma bir paket de Djarum Black bulduk (en sevdiğim). Sigara ve biraları yüklenip otele gittik. Sonrası malum 🙂

Ertesi gün otelde kahvaltımızı ettikten sonra tekrar Durban Meynanı’ na (Basantapur Durbar Square) doğru yola çıktık. Önceki gün yapılan tören yüzünden gezemedik meydanı. Tekrar bir taksiye binip meydan yakınlarına vardık.20170906_150537

Durbar Meydanı’na giriş ücreti ise 750 Nepal rupisi. Katmandu Vadisi’nin 3 eski şehrinde de  Katmandu, Patan ve Bhaktapur olmak üzere birer “Durbar Meydanı (Durbar Square)” bulunuyor. Durbar’ın anlamı “saray” ve bu meydanlar kralın ülkeyi yönettiği, saray, heykel ve tapınakların bulunduğu kompleksler. Bu kompleksler, Nepal’ in, Newari krallıklarından oluştuğu dönemlerde yapılmışlar. Saray halkı buralarda halkla bir araya gelir, törenler, festivaller bu meydanlarda yapılırmış.  Halen yerel halk ve turistler buralarda yoğunluktalar. Durbar Meydanı’ na ulaşmanın en güzeli Thamel’ in ara sokaklarından dolanarak gelmek. Katmandu halkına dair bir çok izlenimde bulunabilirsiniz buralarda.

20170907_130026Meydandaki gezimize Kasthamandap  Tapınağı ile başlıyoruz. 12. yüzyılda yapılan Kasthamandap  Tapınağı önceleri bir toplum merkezi olarak hizmet veriyormuş. Sonrasında da 13. yüzyılda yaşamış olan Gorakhnath adlı, dünya nimetlerinden elini çekmiş bir keşişe adanmış. 2015 yılında meydana gelen depremden sonra yapılan kazılarda ise tapınağın, 7. yüzyılda, Lichhavi döneminde yapıldığı tespit edilmiş. Yüzyıllardır meydanı süsleyen tapınağın köşelerinde fil başlı tanrı Ganeş’ in figürleri bulunuyor.

Kasthamandap  Tapınağı’ na bakındıktan sonra Maju Deval’ e dönüyoruz yüzümüzü. Buradaki tapınaklar öyle kocaman kocaman değiller, çoğunun içine girmek de mümkün değil. O yüzden kısa sürüyor gezmek. Hippi tapınağı olarak bilinen Maju Deval’ de hippiler yani Sadu’ lar tüm gün basamaklarda oturup ot içip,  gitar çalarak vakit geçirirlermiş. Şiva’ya adanmış tapınağın merdivenlerinde hala Sadu’ lara rastlayıp ilginç fotoğraflar çekmek mümkün.20170907_131105

Meydanda bulunan bir diğer saray da Hanuman Dhoka Sarayı. Kral ve hanedanın yaşadığı saray alanı, sarayı bölgeden tamamen ayırmak güç, saray da kendi içindeki tapınakları ve meydanlarıyla bir kompleks ama günlük yaşantı içinde meydanla tamamen bütünleşmiş. Nepalce’de “Dhoka” kapı demek, “Hanuman” ise maymun tanrısı. Sarayın renkli oymalarla dolu kapısının önünde maymun tanrısı Hanuman’ın bir heykeli bulunuyor. İbadet için üzerine sürülen yağlardan aşındığı için üzeri kırmızı bir örtüyle kaplı. Sarayı kötü ruhlardan ve hastalıklardan koruyan tanrı oldukça korkunç görünüyor. Uzak doğuda hakim olan dinler oldukça ilginç geliyor bana. Adamların tanrı figürleri inanılmaz ürkütücü. Sanki tanrı değil de şeytan. Gerçi felsefesi farklı. Ürkütücü olduklarında kötü ruhları ve kötülükleri korkutup kaçırıyorlarmış. O yüzden öyle ürkütücü tasvir ediliyorlarmış.

20170907_134542Bu kutsal kompleksin içinde, bir de meydanın en görkemli tapınağı olan Taleju Tapınağı var. Fakat tapınak, Hindu ve Budistlere bile yılda sadece bir gün Dashain festivalinin 9. gününde açılıyor.

Durbar Meydanı’ nda tapınaklar haricinde yüzlerce tanrı heykeli bulunuyor. O kadar çok tanrı olunca normal tabii.

Katmandu, budist ve hindu tapınaklarıyla öne çıkan bir şehir. Sadu’ ların (hippi), doğuda yeni bir hayat yolculuğuna çıktığı yıllarda, Hindistan’ daki Goa’ yla beraber en popüler noktalardan biri olmuş zamanla. O zamanlar şehirde konaklayacak doğru düzgün bir otel bile yokken hippiler sayesinde popüler olunca gelişmeye başlamış.20170907_161417

Ben minnak bir çocukken hep duyardım hippi kelimesini. O zamanlar hayranlık duyardı insanlar hippilere 🙂 Hippiler haricinde Himalaya’ lar ve Everest dağcılık turizmi de Katmandu’ nun gelişmesinde büyük rol oynamış. O yüzden turizmin ülke ekonomisine katkısı büyük. Şimdilerde hippilerden pek eser kalmasa da şehir mistik havasını korumaya devam ediyor.

Çin ve Hindistan arasında yer alan Federal Demokratik Nepal Cumhuriyeti, Asya’ nın en renkli ülkelerinden biri. Tarihteki ilk yerleşimi MÖ 100’ lere dayanan ülke Çin ve Hindistan için geçiş bölgesi olduğu için epey kalkınmış. İki ülke arasında ticarete geçit olmuş. Tibet’ e olan yakınlığı sayesinde tibet keşişlerine ev sahipliği yapmış. Yani biraz ondan biraz bundan bir kültür mozaiği var ülkenin.

20170907_161840Nepal bayrağı dünyada dikdörtgen olmayan birkaç sayılı bayraktan birisidir. Kırmızı bir renge sahip olan bayrağın kenarları mavidir. Kırmızı, savaştaki zaferlerini; mavi ise barışı simgeler. Nepal bayrağında hem Güneş, hem de Ay vardır. Güneş sarayı, ay ise 1951 yılına kadar ülkeyi yöneten, Rana ailesini temsil eder. Bu da Vikipedi bilgisiydi 🙂

Durbar Meydanı keşiflerimizi de bitirdikten sonra akşamı yine otelin havuz başında kapattık.

Ertesi gün Pashupatinath Tapınağı.

Kahvaltının ardından Pashupatinath Tapınağı’ na yürüdük.

Pashupatinath Tapınağı, Nepal’ in en kutsal ve dünyanın da sayılı en önemli biri. Tarihi M.S 400’ lü yıllara dayanan tapınak, Unesco kültür mirasları listesinde de yer alıyor.

Tapınağa vardığımızda bilet alırken yanımıza 19 yaşlarında bir çocuk geldi. Çok güzel ve akıcı İngilizce konuşuyordu. Bize rehberlik yapmak istediğini söyledi. Biz de kabul ettik. Bu arada bilet fiyatını da belirteyim, kişi başı 1000 rupi.20170907_132656

Bagmati Nehri’nin kenarında kurulu tapınak ölü yakma merasimleri için de kullanılıyor.  Bagmati Nehri, Hindistan’ Patna bölgesinde Ganj (Ganga River) Nehri’ ne döküldüğü için burası ölü yakmak için  Nepal’ in en kutsal noktası ve 24 saat ölü yakma işlemleri devam ediyor.

Bölgede çok fazla tapınak var ve büyük çoğunluğuna girmenize izin vermiyorlar; Ram Tapınağı,  Pashupatinath Tapınağı, Bachhareshwari Tapınağı, Vishworoop Tapınağı, Gorakhnath Tapınağı vs. Tapınak dediğime bakmayın, çoğu minnak bina.

20170907_131327Biletleri alıp içeriği girdiğimizde rehber kardeş bizi sağ tarafta bir terasa çıkardı. Aşağıda ölülerin yakıldığını söyledi. Kafayı aşağı bir çevirdik harbiden insanları yakıyorlar. Nehrin sağ tarafında fakirler sol tarafında ki tapınağın önünde ise zenginler yakılıyor. Fakirler zayıf olduğu için 4-5 saat civarında yanıyormuş, zenginler de 6-10 saat arasında değişiyormuş. Gereksiz detay bilgi verdim size 🙂

Kafayı aşağıya çevirdiğimde, nehir kenarına dizili yükseltilerin üzerinde yığılmış tahta kümlerini gördüm. Sonra baktım birinin başında elinde sopa ile bir adam var. Kümenin içinde bir adam yanıyor diğeri de arada bir ateşe saman atıp ateşi harlıyor. Yanlız o sırada görüme yanan adamın ayakları takıldı. Dışarıda kalmışlardı ve çok tuhaf görünüyorlardı. Sonra ateş başındaki abi sopayla onları da ateşe ittirdi. Normalde kolunuz yandığında acayip bir koku çıkarya, kıllardan. Burada yanan ölüler o şekilde kokmuyorlar dolayısıyla koku sizi rahatsız etmiyor. Koku değil de o dumanın üzerime sinmesi beni çok rahatsız etti.20170907_134127

Daha sonra tapınağın soluna doğru yürümeye devam ettik. Sol tarafta bir tane minik tapınak var, Kamasutra Tapınağı. İçinde cinsel objelerin heykelleri ve cinsel birleşmeyi tasvir eden heykeller var. Çocuğu olmayanlar ya da çocuk isteyenler gelip buradaki cinsel objelere dokunup dua edip dilek diliyorlar. Cinsellik onlarda kutsal bir şey. Biz de ise günah. Biz Türk turist grubundan “adamlara bak, cinsel organlara tapıyorlar” cümlesini duyduğumda onların adına üzüldüm. Tabii onlar cinsel organ yerine farklı kelimeler kullandılar 🙁

20170907_134458Sonrasında köprüden geçip Sadu’ ların takıldığı minik tapınaklara geldik. Onlar da ancak 3 kişinin sığabileceği minnak yerlerde takılıyorlar. Sadu’ lar, üzerleri toz toprak içinde, ölene kadar kesmedikleri uzun saçları ve boyalı vücutlarıyla boy gösteriyorlar. Sürekli ot içtiklerinden dolayı da boş bakıyorlar. Sadu’ lar, Hindu yaşamının üç amacından (keyif almak, hedeflere ulaşmak ve görevini yapmak) vazgeçip,  meditasyon ve tanrıyı hayal etme yöntemleriyle moksha’ ya (özgürleşme) ulaşmaya çalışırıyorlarmış. Keyif almayı bırakmış olsalar da Nepal’ de sadece Sadu’ lar yasal olarak ot içme hakkına sahip ve bunun dini bir zorunluluk olduğunu belirtiyorlar.

Sadu’ lardan sonra yukarı doğru çıkan merdivenler var. Onların sonunda da bir sürü tapınaklar var. Kardeşimle merdivenleri tırmanıp en üste kadar çıktık. Fakat o bölgedeki maymunların yoğunluğu bizi korkuttu. Yanımıza epey yaklaşınca ısırılmaktan korktuk. O yüzden çok dikkat çekmeden uslu uslu insanların arasına karıştık 🙂20170907_133642

Burada yakılmanın daha iyi bir reankarnasyonla dünyaya dönüleceğine inanılıyor.  Hindular için ölümden sonra bir sonraki gün, güneş batana kadar kremasyon işlemleri tamamlanmak zorunda. Bu yüzden uzakta yaşayan yaşlılar,hastalar hayatlarının son günlerinde buraya yerleşerek ölümü bekliyor.

20170907_130554Seremoni için bedenler çıplak olarak beyaz ve turuncu örtülere sarılıyor. Beyaz saflığı, turuncu huzuru simgeliyor, çıplak olmaları da çıplak geldiğimiz dünyadan yine çıplak gitmeyi. Öncelikle bedenler ayak ucu nehre değecek şekilde bir süre bekletiliyor. Ölen erkek ise kadınlar seremoniye katılamıyor. Yakma işlemine hayat nefesle başladığı ve bittiği için ağızdan başlanıyor. Eğer ölen kadın ise en küçük oğlu, erkek ise en büyük oğlu ilk ateşi yakıyor. Bir bedenin tamamen yanması yaklaşık 4 saat sürüyor. İşlemler tamamlandıktan sonra aile 13 gün boyunca tapınakta kalarak yas tutuyor. Batı kültürdekinin aksine siyah değil beyaz giyiniyorlar. Bu şekilde daha iyi bir reenkarnasyonla dünyaya döneceklerinin umudunu yansıtıyorlar. Eğer ölen erkek ise bir sene boyunca alkol ve et tüketmiyorlar, kadın ise ek olarak süt de tüketmiyorlar.

Pashupatinath Tapınağı’ nı gezdiklten sonra hemen onun arkasındaki Rajrajeshwari Tapınağı’ na geçtik.

Hinduizm kurucu belli olmayan mistik bir din. Başlangıcı da belli olamayan Hinduizm kayıtlı tarihten öncesine kadar uzanıyor. Hindu’ ların kutsal kitabı yok, onun yerine Vedalar denen metinleri var. Hinduizmin, MÖ 1500′ lerde Veda’ ların yazıya geçirilmesinden çok daha önce de mevcut olduğu öne sürülüyor. MÖ 3000 yıllarında Pre-Harappa ve Harappa dönemlerinde İndus uygarlığının dini imiş ve bu yıllardan kalma çeşitli Şiva kalıntıları bulunmuş.20170907_140040

20170907_135341Hindu kutsal metinleri (Vedalar), Şruti ve Smriti olarak iki kategoriye ayrılıyor. Şruti Sanskritçede “işitilen şey”, Smriti ise Sanskritçede “hatırlanan/korunmaya değer şey” anlamına geliyor. Bunların da bir sürü alt kategorileri var. Uzun hikaye.

Rehber kardeşin söylediğine göre Hindu’ larda 330 milyon civarı tanrı varmış. Fakat tüm bunları üzerinde tek bir tanrı daha var ki o da Brahma. Brahma, evrenin bütününde gerçeğin ve varoluşun her kısmında var olduğuna inanılan varlık. Brahma tek bir kişi değil ve Brahma—Yaratıcı, Vişnu—Koruyucu ve Şiva—Yok Edici olmak üzere üç farklı biçimde biliniyor. Brahma’ nın bu “yönleri,” her birinin pek çok kereler reenkarnasyonla bir bedene dönüşmesinden dolayı biliniyor. Bunun haricinde Hinduizm çok sayıda ekol de içeriyor. Örneğin; Monistik (Tekçi)—Sadece bir tek şey vardır; Sankara ekolü, Panteistik (tüm tanrıcı)—Sadece bir tek ilahi varlık vardır, bu yüzden Tanrı dünyayla özdeştir, Brahmanizm, Panenteistik—Dünya Tanrı’nın bir parçasıdır; Ramanuja Ekolü, Teistik—Yaratılıştan ayrı olan tek bir Tanrı vardır; Bhakti Hinduizm.

Hinduizm insanlığı ilahi bir varlık olarak görüyor ve reeankarnasyon ile bu kutsallığın Nirvana’ ya kadar erişebileceğini ön görüyor. Yanlış hatırlamıyorsam 80 bin kez reenkarnasyon geçiren kişi Nirvana’ ya eriyor. Bir insanın dünyaya tekrar ne olarak geldiği, doğanın dengesi tarafından yönetilen bir neden sonuç ilkesi olan karma aracılığıyla belirleniyor. Bir insanın geçmişte yaptıkları gelecekte olacakları etkiliyor ve onlarla bağlantılı, buna geçmiş ve gelecek hayatlar da dahil.

Lee Carroll’ ın bir kitabı var; Yuvaya Yolculuk. Onda da buna benzer şeyler anlatılıyor. Ben çok sevmiştim kitabı. Tavsiye ederim 😉20170907_140052

Görüldüğü üzere Hinduizm epey karışık bir şey. Bir süre sonra insanın devreler yanıyor.

Neyse, biz gelelim Rajrajeshwari Tapınağı’ na. Katmandu’ da gördüğüm en güzel tapınak 🙂 Bembeyaz dış sıvalarıyla, üzerlerinde pirinç heykellerle çok mistik görünen 5 tane minik yapı. Bu yapının etrafında da diktörtgen biçimde tek katlı bina var. Sanki tapınak bir avlunun bahçesinde gibi. Etraftaki binada ise kimsesiz yaşlılar yaşıyor. Yani huzurevi gibi. Bu huzurevinin finansmanı ise Rahibe Tersa Vakfı‘ ymış, İngiltere kökenli. Buradaki tüm masrafları o vakıf karşılıyormuş. Yalnız depremden sonra beyaz tapınakların dış sıvaları çatlayıp dökülmüş, o yüzden çok yaklaşmamak gerekiyor.

20170907_140158Orada yaşayan yaşlıları izleyip onlarla beden dili vasıtasıyla iletişim kurmak benim için çok etkileyici oldu. Hayattan bir beklentisi olmayan, huzur içinde ve neden bu dünyadayız sorusuna bulamadıkları cevabın şaşkınlığıyla oturuyorlar sükut içinde.

Yakılan ölüler, huzurevi, Sadu’ lar derken benim kafa bi’ milyon oldu tabii. Sıra da var Swayambhunath Tapınağı  – Maymun Tapınağı (Monkey Temple)

Şehre tepeden bakan Swayambhunath Tapınağı, Katmandu’ nun en görkemli yapılarından biri. Boudnath Tapınağı’ ndan sonra  Tibet Budistleri için en kutsal tapınak. Tapınağa çıkmak için çıkmanız gereken bir sürü merdive var ve adı üzerinde olduğu gibi tam bir maymunlar tapınağı. Etraf minnak maymunlarla dolu. Biz başımızı önümüze eğip hiç göz teması kurmadan uslu uslu tırmandık merdivenleri 🙂20170907_140834

Efsaneye göre Katmandu Vadisi evvel zaman içinde büyük bir gölmüş ve sonra birden bu tepe, gölün içinden çıkıvermiş. Tapınağın ismi de bu oluşumdan geliyor; “kendiliğinden varolan”. Aydınlanmış bir varlık (Bodhisattva – Budizmin aydınlanma evrelerinden biri, Buda olmanın bir öncesi) olan Manjusri bu bölge kendiliğinden yükselmesini sağlamış ve onun uzun saçlarından arda kalanlar maymunlara dönüşmüş, bu yüzden tapınaktaki maymunlar budistler için kutsal.

20170906_150542Diğer stupada olduğu gibi burada çağrışım yapan semboller var. Mesela Stupa’ nın kubbe şeklindeki alt kısmı bizim bulunduğumuz dünyayı sembolize ediyor. Gözlerin üzerindeki 13 adet çizgi insanın nirvanaya ulaşıp Buda olma yolundaki safhalarını simgeliyor. Buda’ nın gözlerinin altında burun gibi gözüken şekil aslında Nepal dilinde “1” sayısıdır ve “beraberlik ve uyumu” simgeler ve gözler ise Buda’ nın anlayışlı ve nirvanaya ulaşmış üçüncü gözünü simgeliyor vs.

Swayambhunath Tapınağı’ nı da gördükten sonra otele döndük. Gün içerisinde çok farklı şeyler görüp dolandığımız için pek etkilenmemiştim ama gece yatağa yattığımda sanki yakılan insanların enerjileri odadaymış gibi huzursuz oldum ve sabah kadar uyuyamadım. Ertesi sabah İstanbul’ a döndük ama benim uyku düzeni 3 – 5 gün kendine gelemedi.

Katmandu şimdiye kadar gördüğüm hiç bir uzak doğu şehrine benzemiyor. Çok değişik bir aurası var, huzurlu, dingin, sakin. Benim için tekrar gidilesi bir yer. Belki de Everest’ e tırmanırım bir dahakine. Everest demişken aklıma geldi. Katmandu’ da ölüler yakılıyor fakat Himalaya’ larda parçalanıp kuşlara veriliyormuş. Kuşlar onları yiyip uçtuklarında ruhları göklere daha çabuk erişiyormuş.

Görülecek yerler:

  • Boudha Stupa
  • The Taragaon Museum
  • Swayambhunath Tapınağı
  • Pashupatinath Tapınağı
  • Budhanilkanta
  • Durbar Meydanı
  • Hanuman Dhoka Meydanı
  • Pullahari Kopan Manastarı
  • Basantapur Kulesi
  • Jaganath Tapınağı
  • Kaiser Mahal – Kütüphane
  • Sankhu Kasabası
  • Kailashnath Mahadev