Sithonia, Halkidiki, Yunanistan

Sithonia, Halkidiki’ de bulunan yarımadaların içinde en güzel olanı. Sithonia yarımadasında, çoğunluğu mükemmel beyaz kumlara ve dünyanın en berrak sularına sahip olan yaklaşık 100 tane muhteşem plaja bulunuyor. O yüzden Sithonia görülmesi gereken hatta yaşanması gereken yerlerin en başında geliyor 🙂

IMG-20170630-WA0022Kassandra gezimizi bitirdikten sonra Sithonia yarımadasına doğru yola koyulduk. Kassandra yazını okumak için buraya tıklayabilirsiniz 🙂IMG_20170626_190736_490

Sithonia yarımadasınsa kalacak yer için rezervasyon yaptırmadığımız için gideceğimiz nokta belli değil. Kassandra’ nın dar ve bozuk yollarında, deniz manzarasını seyrede seyrede epey bir yol aldıktan sonra Yerakini’ de kahve molası verdik.

Yerakini de sayfiye bir yer ve çok güzel plajları var. Uzun süre moladan sonra tekrar yola koyulduk. O sırada da nerede kalsak diye tartışıyoruz. Kampta mı kalsak acaba diye geyik yaparken iş döndü dolaştı kampa geldi. Karar, kamp ve biz yol üzerindeki kampları gezmeye başladık. Tabii onları bulabilmek için de Google üzerinde epey arama yaptık.

İlk başta Camping Rea’ yı bulup, görmeye gittik. Fakat yer olmadığı için Camping Mitari’ yi görmeye karar verdik. Camping Rea, çok salaş bir yer ve zemin toprak. O yüzden çer çöpün çadıra dolma ihtimali yüksek. Neyse, gelelim Camping Mitari’ ye. Girişteki görevli son derece gıcık tavrıyla karşıladı bizi. Daha ilk andan itibaren sevimsiz enerjiyle karşılaşınca kamp da sevimsiz geldi. Fazla resmi ve tuvaletleri pis. Üstelik tuvalet kağıdı ve peçete de yok. Orayı da beğenmedik ve rotayı Camping Castello’ ya döndürdük. Ama benim kamptan yana umudum yok bir yandan da otellere bakıyorum.

IMG-20170630-WA0010Camping Castello girişine varıp, ücretleri sorduk; gayet makul geldi. Fiyat makul ya, kesin kötüdür dedim. O yüzden de ben arabada bekleyeyim, siz bakın, beğenirseniz beni de beğenmiş sayın dedim. 10 dakika sonra kızlar geldi ve beni de içeri soktu. Ben ilk başta gözlerime inanamadım tabii; palmiye ağaçlarının gölgesinde bahçeler,boncuk mavisi bir deniz ve rengarenk çiçeklerle süslü karavan parkları. Camping içerisinde market, wc ve duşlar, çamaşır makinası ve ütü bulunan bir bölüm ve ayrıca da bulaşık yıkamak için bölümler var. Üstelik wc’ de tuvalet kağıdı ve peçete de var. Ortam çok hoşumuza gitti ve hemen giriş işlemlerimizi yapıp, denize yakın, ön sıralardan bir yer kiraladık. Arabayı hemen yerimize park edip, bikinileri giydik ve doğru denize 🙂IMG-20170629-WA0008

Ege’ nin, boncuk mavisi, berrak sularında doya doya yüzüp, güneşlendikten sonra akşam yemeği için kamp alanımıza geri döndük. Önce, her zaman bagajda hazır bulunan kamp malzemelerimizi aşağı indirdik. Çift kişilik çadır kurduktan sonra, hava yatağını şişirdik ve uyku tulumlarını da koyduktan sonra uyumaya hazır hale getirdik. Kızlar çadırda kalacak ben de arabada uyuyacağım. Araba Suzuki Grand Vitara XL7, benim için oldukça geniş 🙂 Tabii biz çadırı kurarken, etraftaki karavancılar bizimle dalga geçti, “fazla büyük değil mi o, birbirinizi kaybetmeyin içinde” diye.

Konaklama kısmını hallettikten sonra sıra geldi yemeğe. Yemek için uğraşmaktan vazgeçip marketten bir sürü zeytinayağlı konserve, beyaz peynir ve Ouzo aldık. Yemekten önce serinlemek için de bira. Alış verişi bitirdikten sonra duşumuzu da alıp, masamızı hazırladık. Bagajda masa ve sandalyelerimiz de vardı, tabii 🙂 O akşam denize karşı, müzik eşliğinde, sabaha kadar sohbet edip, içtik. Çok ama çok eğlendik 🙂

Collage_Fotor2Camping Castello, hafızamda uzun süre yer alacak bir konuma geldi. Çok şık, sevimli bir kamp alanı. Çadır neredeyse hiç yok ama konaklamanıza müsade ediyorlar. Size kiraladıkları yer 10 x 5 metra civarında ve zemin yeşil renkli, çuval tarzı bir şey ile kaplı. Yolunuz düşerse, o bölgeye, kesinlikle kalınabilecek bir yer.

Ertesi sabah kalkıp yine kamp usulü kahvaltımızı ettikten sonra yeni yerler keşfetmek için yola çıktık. Adanın etrafını dolaşıp, hoşumuza giden bir yerde denize gireceğiz sonra da kalacak yer bulacağız.IMG-20170629-WA0021

Sithonia’ batı tarafı sahillerinden doğru yavaş yavaş, manzara izleyerek yok aldık. Kahve saatimiz gelince de Porto Koufo’ da, Boukadoura diye bir yerde mola verdik. Boukadoura, filmlerde ve tatil kataloglarında gördüğümüz mekanlar gibi, beyaz badanalı, mavi çerçeveli, her tarafta minik objeler asılı, süslü, şirin bir mekan. O mekanda bulunmak bile insanı mutlu ediyor. Çok şık bir ortam, güler yüzlü, esprili garsonlar, lezzetli taze yiyecekler, gerçekten müthiş bir duygu :). Uzun uzadıya oturup, frappe’ lerimizi (soğuk ve buzlu kahve) koyu bir sohbet eşliğinde içerken aklımıza tatlı geldi. Menüdeki tatlıdan sipariş etmek istedik ama garson, tatlı olmadığını söyledi. Yani tatlı şiparişi almıyorlarmış. Tatlı yiyemeyince bizim suratlar asıldı tabii. Epey oturup, deniz zamanını kaçırdığımızı fark edince hesabı istedik. Hesaptan önce masaya bir tabak içerisinde 3 çeşit pasta geldi. Dedik, herhalde üzüldüler bize, tatlı verdiler. Meğerse oralarda adet öyleymiş. Hesap istenince önce tatlı gelirmiş. Çok tatlı bir adet değil mi 🙂 Tatlıları da yedikten sonra, güzel plajlarıyla ünlü Sarti’ ye doğru yola çıktık.

Sarti’ ye vardığımızda saat 16:00’ ya varıyordu. Tatil modunda olduğumuz için hiç bir şey için acele etmiyoruz. Arabayı sahil kenarına park edip denize gireceğiz. Hemen arabanın kapılarını açıp, havluları sarınıp, havlu altından bikinileri giyip, denize attık kendimizi. Yol yorgunluğu atıp, büyük keyifle yüzdük akşama kadar. Sonra yine aynı şekil, ıslak mayoları çıkarıp, üzerimize kuru bir şeyler giyip en yakın kafeye gittik. Mekanların hepsi çok şık ve sahile sıra sıra dizili durumda. Menülere baka baka bir kaçına göz attık. Sonra menüsünde kalamar, ahtapot, patates vs olan şık bir yere oturduk. Kocaman, soğuk biralar eşliğinde yine sohbete daldık.Collage_Fotor1

IMG-20170629-WA0034Akşam olup da güneş batmaya yüz tutunca, kalacak yer aramız gerektiği geldi aklımıza. Sahildeki cadde üzerinde kiralık evlere baka baka yürüdük ve hoşumuza gidenleri arayıp sorduk. Sahil üzerindekilerin çoğunluğu doluydu, boş olanları da biz beğenmedik. Sonra evi dolu olan bir pansiyoncu abla, bize arkadaşının evini önerdi. Hemen yan sokakta bembeyaz duvarları olan, balkonlu bir ev. Eve çıktık baktık ve çok hoşumuza gitti. Yerleştikten sonra duşumuzu alıp, Sarti’ nin gece hayatına bakınmaya çıktık.

Sarti’ nin de Türkiye’ deki sayfiye yerlerden bir farkı yok. Gece açılan pazarlar, hediyelik eşya satan dükkanlar, salaş restaurant, dondurmacı ve kafeler. Rengarnk sokaklar, cıvıl cıvıl insanlar. Biz de tüm kadınlar gibi önce mağazaları gezdik tabii. Sonra da önümüze çıkan kiliseyi ziyaret etmeye karar verdik, Church of the Assumption. Assumption, Hazreti Meryem’ in göğe kabulü demekmiş. Sarti Kilise’ si diye de bilinen bu kilise, oraya yerleşen mülteciler tarafından binbir zorluklarla yapılıp, içi de göç ettikleri yerden getirdikleri kutsal eşyalarla süslenmiş. Şirin kiliseyi gezdikten sonra bir yerlere oturup bir şeyler içelim dedik ve Peponaki Karpouzaki Bar’ a oturduk. Uzun bir süre bira eşliğinde sohbet edip etrafı izledikten sonra garsondan gece kulüpleri ile ilgili bilgi aldık. Sarti’ de çok fazla mekan yok ama bize Club Fact!’ i önerdiler. Yürüyerek kulübe gittik ama hiç ses seda yok. İçeri girdik baktık ki, 3 – 5 kişi var sadece. Suratımız asık, çıktık mekandan. Sonra da dolana dolana gidip uyuduk.

20170627_215834Sarti’ de çok şaşalı bir gece hayatı yok. Genelde kafe ve barlardan ibaret ama mekanların hepsi çok küçücük, Club Fact! hariç. Merkez tarafında çok fazla güzel restaurant da yok, daha çok fast food tarzında her şey. Ama en güzel hediyelik eşyalar oradaymış. Nasıl olsa diğer yerlerde vardır aynı şeylerden deyip, Sarti’ den bir şey almadık. Sonra çok pişman olduk. Alış veriş yapacaksanız doğru adres Sarti. Hem uygun fiyatlı, hem çeşit çok hem de kaliteli ürünler.Collage_Fotor3

Ertesi sabah, balkonumuzda kahvaltı yapmak için hazırlıklara başladık. Ben bi koşu gidip, Caffe Patisserie “Pantazis” ten börek aldım. Adamlar, efsane güzel börek yapıyor. Gerçi vitrindeki herşey 10 numara 5 yıldı. Yunanistan da bir tane börek var ama adını bilmiyorum. Normal tepsi böreği gibi ama içinde muhallebi var. Üzerine pudra şekeri ve tarçın döküp yiyiyorsunuz. Laz böreğinin şerbetsizi 🙂 Acayip güzel bir tat. Yemeden dönmeyin.Omlet, börek, peynir, zeytin vs ile nefis bir kahvaltı yaptık. Ardından da kahvemizi için kendimize güzel bir plaj bulmak için gezmeye çıktık.

Sarti’ de 3 tane plaj bulduk. Platanisi Beach, Platanitsi Wild Beach ve Orange Beach. Baktık en popüler olan Orange Beach, oraya gidelim dedik. Orange Beach minik bir koy ve kıyısı kayalık. Ama kayalık öyle böyle değil, rende gibi, yalın ayak basmak pek mümkün değil. Deniz muhteşem güzel, berrak ve suyun içi kum. Tabii böyle olunca da çok kalabalık. Biz hemen kıyıda soyunup, eşyaları kayanın üzerine bırakıp, kendimizi denize attık.

IMG-20170629-WA0040Denizden çıktıktan sonra da etrafı keşfe çıktık. Orange Beach, ormanın içinde bir bölge ve çadır kurmak mümkün ancak elektrik ve su yok. Bölge de çok minik ve eski bir kilise de var, Church Agios Nikolaos. İnternetten, Sarti diye arattırdığımızda, görsellerde, deniz kıyısında ki kayalara oyulmuş bir deniz kızı heykeli görmüştük. Sahili dolanıp onu aramaya koyulduk, epey bir uğraştan sonra onu bulduk ama hayal kırıklığına uğradık çünkü tahrip edilmiş. Büyük bir kısımı kırılmış. Fark ettik ki, heykel, çıplaklar plajının girişinde.

Kıyıdan çıplaklar plajının o tarafa bakarken, bir yunan tanrısı fiziğine sahip bir abiyi, havlusunu silkelerken gördük. Ama abi normal plaja dönük bir şekilde duruyordu. Aklımıza, allahın bildiğini kuldan esirgemek olmaz, lafı geldi. Tabii biz uzun bir süre abinin etkisinden kurtulamadık. Yunan tanrıları belki de hala var etrafta 🙂 Bir ara bizde yeltendik, çıplaklar plajına girmeye ama sonra vazgeçtik. Onun yerine yukarıdaki, nefis manzaralı mekana oturup, soğuk frappe içip, serinlemeyi tercih ettik.20170627_180714

Bol bol yüzüp, serinledikten sonra tekrar yola koyulduk. Bu sefer rota Athos yarımadası. Tüm gezdiğimiz yerler arasında ben en çok Sithonia yarımadasını beğendim. Coğrafya olarak çok güzel. Sakin, huzurlu, temiz, yediğiniz içtiğiniz herşey kaliteli. Tekrar gidecek olursam ilk rotam Sithonia yarımadası olacak 🙂