Tulamben, Bali, Endonezya

Cennetin minik bir demo’ su, Bali.

Ujung Saray Parkı oldukça büyük bir arazinin içinde. Etraf yemyeşil, kenarlarında rengarenk çiçeklerin süslediği havuzlar, havuzların üzerine inşa edilmiş saraylar. Manzara ve atmosfer gerçekten mükemmel.

Bu harika saray, 1963 yılında Agung yanardağının patlaması sebebiyle, 1975 yılında da deprem sebebiyle hasar görmüş ve onarılmış. Bazı binalarda bu hasarların izlerine rastlıyorsunuz.

bali2Yaz gelip de havalar ısınınca insanın aklına tatil düşüyor 🙂 Hele bir de kıştan çıkmışsan ve dalışı deli gibi özlemişsen, su sebilinden çıkan baloncuklara bakıp bakıp, dalış hayalleri kurarsın 🙂20140802_095454

Ofiste su sebiline dalıp gittiğim günlerden birinde, şirketten, bizim kattaki birinin Bali’ ye dalışa gideceğini öğrendim. Önce gidip tanıştım sonra da kendimi gruba eklettirmek için elimden geleni ardıma koymadım 🙂 İlk başta yer yok falan dediler ama ben booking.com’ dan otelleri ayarlayınca kendimi zorla dahil ettirdim gruba 🙂 Uçak biletimi aldım, vakit gelince de dalış ekibinin geri kalanıyla havaalanında bi’ lokmacık tanıştık.

Bali uçuşu, Katar aktarmalı. Bi’ lokmacık muhabbeti, uçakta koyulaştırarak Doha, Katar’ a kadar birlikte gittik. Katar’ dan Bali’ ye gideceğiz. Fakat benim bilet, zed bilet (THY personeli, indirimli bilet). Zed bilet sahipleri, uçakta yer yoksa bileti olsa dahi uçağa binemez. Bingooo, uçakta yer olmadığı için ben binemedim ve Katar havaalanında mahsur kaldım 🙁 Ekip, bindi gitti. Ben bir başıma havaalanında kala kaldım. Gece saat 23:00. Satış ofisinde sonraki uçuşlara bakıyoruz. Sonraki uçuşlar da dolu ve günde sadece 1 uçuş var. Farklı aktarma versiyonları deniyoruz  ama hepsi dolu. Müslümanların Ramazan Bayramı ve hepsi de müslüman ülkeler. Baktım sabah 07:00’ de Jakarta’ ya uçak var. Onda da yer yok. Dediler ki bekleyin, gelmeyen olursa sizi alırız. Ben, sabah 06:00’ ya kadar bir başıma, havaalanında 18 derecede titreyerek bekledim. Neyse ki uykusuzluk sorunu olan bir arkadaşım var da, sabaha kadar whatsapp’ tan sohbetiyle bana eşlik etti 🙂gopr1044

dsc02600Sabah 06:00’ da gittim müşteri servisine, baktılar yer yok. Ben hem üşümüş hem uykusuz vaziyetteyim neredeyse ağlayacağım. Satış ofisindeki abi halime acıdı sanırım, bana camsit denilen, hostes koltuğu verdi. Ben çılgınlar gibi sevinerek koşa koşa atladım uçağa. 9 saatlik uçuşun ardından Jakarta’ ya indim. Saat farkından dolayı yine gece 😛 2 gündür gündüz  yüzü görmüyorum. Oradan da Bali’ ye, Denpasar’ a gitmem lazım. Meşekkatli bir araştırmadan sonra Sumatra üzerinden aktarmalı Denpasar uçağı buldum.  Sabah 05:00’ te uçak kalktı ve Sumatra’ ya gittik. 2 saat de orada bekledikten sonra nihayet Bali’ ye vardım. Bakmayın böyle anlattığıma, resmen 3 günlük macera dolu bir yolculuk yaptım.

Neyse ki, arkadaşlar, havaalanına araç göndertip beni aldırdılar. 3 saat araba yolculuğundan sonra otele vardım. Ve gördüğüm manzara karşısında ne yorgunluk kaldı ne gerginlik. Deniz kenarında tek katlı, tek odalı bungalov tipi evler, muhteşem frangi pani çiçekleri ve palmiye ağaçları. Ortam inanılmaz güzel. Kaldığımız otel aslında bir tatil köyü gibi. Müstakil evlerden oluşuyor. Çoğunluk bir odalı, süitler çok odalı. Banyo tuvaletler odanın dışında ve üstleri açık. Sadece etrafında duvar var. O kadar güzel konumlandırmışlar ki kimse kimseyi görmüyor. Evler kocaman bir arazi üzerine serpiştirilmiş. Çatıları yukarıya doğru uzun ve sazlardan yapılmış. Kaldığımız yerin adı Scuba Seraya Resort, buradan inceleyebilirsiniz 🙂

7_zps44d8b8e2Tek sorun havanın çok erken kararması. Biz İstanbul’ da 21:00’ de havanın kararmasına alışığız burada 17:30’ da hava kararıyor. Bünye de güneş saatine ayarlı olduğu için erkenden uyku bastırıyor. İlk akşamı, kalıbı fazla yormadan, yemek yiyip, sohbet, muhabbet ile kapattık.8_zpsf46c7213

Kaldığımız odaların banyolarının üzeri açık, yani açık havada tuvalete gidip, duş alıyorsunuz. Doğal ortam olunca da yalnız kalmak mümkün değil tabii. Gekkolar eşlik ediyor size banyoda. Hatta çoğunluğu odaya kadar eşlik edip gece de refakat ediyor 🙂 İlk etapta yadırgansa da sonra alışıyorsunuz. Hatta eve dönünce de banyoda daral geliyor 🙂

Ertesi gün, dalış olduğu için erken kalkıp saat 07:00 gibi dalış teknesine doluştuk. O kadar çok özlemişim ki dalışı, kalbim pır pır, heyecandan. Tekneyle yaptığımız minik bir yolculuktan sonra dalış bölgesine vardık. Sonra da sırayla atladık suya.

Bali, volkanik bir ada ve dalış bölgesi de Agung Yanardağı’ nın eteğinde, Tulamben adında bir yer. Yanardağa çok yakın olması sebebiyle suyun altı da volkanik kayalarla dolu. Dip yapısı siyah ve karanlık. Bir sürü canlı var. Hatta bir keresinde 2 tane köpekbalığına rastladık. Fakat hayvanların o kadar çok üzerlerine gitmişiz ki mercanların altına kaçıp, saklandılar bizden.

Tulamben’ de oldukça güzel dalış noktaları mevcut. Bunlardan bir tanesi, Liberty Batığı. Liberty Batığı, kıyıdan 25 m uzaklıkta. O yüzden kıyıdan denize girip şnorkel ile de görmeniz mümkün. 28 metrede bulunan bu batık şimdilerde yüzlerce balığa ev sahipliği yapıyor. Dalış sırasında farklı çeşit balıklar görmek mümkün. Balıkların haricinde burada muhteşem mercanlar var. Mercanların üzerinde de mini minnacık deniz atları. Dalış lideri onları gösterene kadar onların varlığından habersizdim. O kadar minikler ki, dikkat etmediğiniz sürece görmeniz mümkün değil.tulamben-shipwreck

dsc02441Liberty Batığı haricinde, Drop-off denen bir reef, Mercan bahçesi, Alamanda, Batu Kelebit, Emerald ve Kubu adındaki dalış bölgeleri var. Emerald’ ın bir diğer adı da Toyota Batığı 🙂 Toyota minivan’ ı bozulan bir amca, daha fazla kullanmayacağını anlayınca onu denize atmış. Şimdi Toyota minivan, deniz canlıları için yuva olmuş 🙂

Tulamben’ de dalış için kaldığımız 5 gün boyunca, günde 3’ er dalış yaptık.  Bir gün de Amed üzerinden Nusa Penida’ ya gidip orada daldık. Nusa Penida tam bir günümüzü aldı. Fakat değdi 🙂 Nusa Penida’ da suyun altı bembeyaz kum. Su turkuaz rengi. Plajlar bembeyaz kum. Suyun altı inanılmaz güzel. Manta ve Mola Mola balıkları gördük orada. (O canlılar için balık kelimesi komik oldu 🙂 ) Kısa şöyle söyliyeyim, Nusa Penida muhteşemdi…

Nusa Penida’ da ufak koylar var ve buraya çok büyük dalgalar geliyor. Koyların yamacı dik kayalıklar. Dalgalar gelip bu kayalarda patlayıp sonra geri çekiliyorlar. Yukarısı öyleyken aşağıda suyun altıda salıncak gibi. Denge yeleği sizi suda aslı tuttuğu için dalganın salınımıyla sizde suyun içinde sallanıyorsunuz. Muhteşem bir his. Yer çekimi yok ve suyun içinde sallanıyorsunuz. Hani derler ya, anlatılmaz, yaşanır 🙂

dsc02462Suyun altı o kadar güzel ki, ben kendimi suyun salınımına bırakmış oradan oraya sallanırken dizimi ateş mercanlara sürtmüşüm. O gün pek bir şey olmadı ama sonrasında o mercanlar benim dizimde büyümeye devam etti. Gremlinler filmindeki, üzerine su gelen Gremlinler geldi aklıma. Hatta bir ara tüm bacağımdan mercanlar çıkıp büyüyecekler diye korktum. Ateş mercanları fenaymış, görünce uzaklaşmak lazım 🙁dsc02483

Dalış için geldiğimiz Tulamben‘ de, 5 gün boyunca gündüzleri su altında lay lay lom şeklinde geçirdik. 1 günü de çevre gezisi ile geçirdik. Hocamız, bizi gezdirmesi için 2 tane araç ve rehber ayarlamış, sağ olsun.

Hep birlikte yola çıktık. Önce pirinç tarlalarının yanında durup fotoğraf çektik 🙂 İçlerine girmeyi gözümüz kesmedi çünkü oralar hep bataklık. Gezerken de aklıma, Yaşar Kemal’ in Teneke isimli romanı geldi aklıma. Sıtma ve bir sürü hastalıklar 🙁

Sonra yola devam ederken trafik başladı. Biz de meraklanıp indik arabadan. Bir de baktık yöresel kıyafetler giyinmiş kadın ve erkekler sembolik cenazeler taşıyıp, ölü yakma törenine gidiyorlar.

img1483959868216Bali’ de insanlar Ağustos ayı haricinde ölürlerse, toprağa gömülüyorlar sanırım. Ağustos olunca da oldukları yerlerden alınıp tapınaklarda yakılıyor. Meğer onlar sembolik cnaze değil, bildiğimiz cenazeymiş 🙁 Ağustos ayı boyunca “Cremation Ceremony” dedikleri ölü yakma törenleri düzenleniyor, Bali’ de. Çünkü Ağustos ayında cennetin kapıları açılıyor ve ruhlar da cennete gidiyormuş.se12

Töreni de pas geçip Tırta Gangga su sarayına gittik. 1946 yılında Karangsem’ de, 1 hektarlık bir alana inşa edilen sarayın yanı sıra, arazide, havuz, pirinç terasları ve heykeller var.

Tırta Gangga’ yı da gezip dolaştıktan sonra Ujung Sarayı’ na geçtik. Yine Karangsem’ de yer alan saray 1909 yılında Alman Dutch van Den Hentz ve Çinli Loto Ang isimli mimarlar tafından inşa edilmiş. Arazinin içinde kocaman 3 tane havuz var. Hatta 1 tanesinde balık bile yetiştiriyorlar 🙂

Yalnız bu balık havuzunun yanından geçerken burnunuzun direği kırılıyor. Hava sıcak, su hem çamurlu hem de pis, üzerine bir de balık kokusu. Korkunç bir koku. Okyanusta bir ada olup da havuzda balık avlamak tuhaf.

Ujung Saray Parkı oldukça büyük bir arazinin içinde. Etraf yemyeşil, kenarlarında rengarenk çiçeklerin süslediği havuzlar, havuzların üzerine inşa edilmiş saraylar. Manzara ve atmosfer gerçekten mükemmel.

Bu harika saray, 1963 yılında Agung yanardağının patlaması sebebiyle, 1975 yılında da deprem sebebiyle hasar görmüş ve onarılmış. Bazı binalarda bu hasarların izlerine rastlıyorsunuz.

Ailenin kaldığı saray ise şu an müze olarak kullanılıyor. Yalnız saray ve müze deyince aklınıza öyle kocaman binalar, bir sürü mal mülk gelmesin. İçinde iki üç tane odası olan son derece sade bir bina. Avrupa’ da gördüğümüz saraylarla hiç ilgisi yok.dsc02554

dsc02550Tulamben’ de ayrıca gezilmesi gereken Beshakih Tapınağı var fakat biz dalışlardan fırsat bulamadığımız için orayı gezemedik. Belki bir daha ki sefere.

Gündüzleri dalış, arada bir gün gezi ve akşamları da Bali masajı, ardından sohbet muhabbet şeklinde bir haftalık bir zaman geçirdik Tulamben’ de.

Bali masajı demişken ondan bahsetmeden geçmek olmaz. Masaj için baş kısmı delik olan ahşap yataklar var. Üzeri deri kaplı. Bikinilerinizi giyip geliyorsunuz, sonra yüz üstü yatıyorsunuz. Balili hanımlar mis kokulu lavanta yağlarını alıyor ve ellerine sürerek yavaş yavaş tüm vücudunuza masaj yapıyor. Arka kısım bittikten sonra sırt üstü yatıyorsunuz. Masaj yapılmadık yeriniz kalmıyor neredeyse. İnanılmaz rahatlatıcı. Doğanın kucağında masaj, oooohhh mis. Bazı arkadaşlarımız o kadar rahatladı ki, horlamaya kadar vardı rahatlama 🙂 Tatil boyunca sık sık masajla şımarttık kendimiz.

Bali, okyanusta bir ada. Hal böyle olunca da balık bol 🙂 Sabah erken saatlerde balığa çıkan balıkçı tekneleri biz kahvaltı ederken dönmeye başlıyorlardı. Bir gün dalış rehberinden bizim için balık almasını rica ettik. O da sağ olsun bizi kırmadı. Şansımıza orkinos varmış. O akşam mangal yandı ve balıklar Türk usulü mangal yapıldı. Sonra o nefis orkinoslar salata eşliğinde servis edildi.

dsc0256614 kişilik ekibimizin hepsi birbirinden güzel ve eğlenceli kişilerden oluşuyordu. Masajlardan sonra havanın da kararmasıyla birlikte hepimiz masa başında yerlerimizi alıp hoş sohbetlere daldık. Bazı geceler de havuz başı partileri ve bahçe partileri yaptık.

Çok şeker iki arkadaşımızın evlilik yıl dönümleri tatil tarihimize denk geldiği için onlar, için de çok güzel bir kutlama yaptık. Bali’ ye özgü saronglarımızı giyinip nikah tazelettirdik 🙂 Dilerim hep mutlu olsunlar 🙂_dsc0780

Son derece dost canlısı ve güler yüzlü otel işletmesi de bu güzel çiftler için düğün pastası hazırladılar. O da çok tatlı bir sürpriz oldu 🙂

Palmiye ağaçları ve mis kokulu çiçeklerin altında tatil yapmak çok keyifli. Huzur, dinginlik ve sessizlik arayanlara Tulamben’ i tavsiye ederim.

Bali’ nin bu bölgesi biraz daha yöresel ve çok şehirleşmemiş. Hatta şöyle ki; evinizin yüksekliği bahçenizdeki ağaçtan daha yüksek olamaz. Halkın ekonomik geliri çok düşük ve çok fakirler. Çok az şeye sahipler. Materyallere yani eşyalara bağımlılıkları yok. Evleri genelde tek odalı. Çok az eşyaları var. Televizyonları yok mesela (ne kadar şanslılar).

dsc02532Eczane ve doktor çok az var. Reiki ile iyileştiriyorlar kendilerini veya birbirlerini. İnsanın enerjisine inanıyorlar.

Hindu dinine mensuplar ve gerçekten tüm gerekliliklerini yerine getiriyorlar. Buradaki aileler evlerde değil tapınaklarda yaşıyorlar aslında. Evlerinde tapınak yok, tapınaklarında ev var. Her ailenin ekonomik şartlarına göre tapınağı var. Tapınağın girişinde de minik plakalar çakılı. Plakaların üzerinde, orada yaşayan kişilerin bilgileri var. Böylece hangi tapınakta kim var görebiliyorsunuz. Tapınağın her köşesinde tanrıları var. Her sabah bu tanrılara şükranlarını sunmak için yiyecek, içecek vs. sunuyorlar. Bazen sigara veya ciklet bile gördüğünüz oluyor. Arabası olanlar, ön konsol üzerinde mutlaka şükran sepeti oluyor. Balık ızgara yaptığımız akşam mangalı yapan arkadaş bir parça da tanrıların sunağına bırakmıştı 🙂dsc02588

Toplu ibadetleri gereği akşamları büyük tapınaklarda bir araya gelip toplu ibadetler yapıyorlar. Sanırım bunlar bir süre sonra eğlenceye dönüşüyor çünkü önünden geçerken baktığımızda herkes çok şen görünüyordu.

Bu tapınak ve ibadet işi iyi güzel de etraf yiyeceklerden dolayı çok pis kokuyor. Çünkü sabah konan yiyecekler gün boyu sokaklarda kalıyor ve onlar çöpe atılmıyor. Oldukları yerde, bir hayvan gelip de onları yiyene kadar kalıyorlar. Bu da korkunç bir koku oluşmasına sebep oluyor.

İşte, Bali’ nin bir kısmı, yani Tulamben böyle. Daha sırada Ubud ve Kuta var.